|
|
 |
Okunma |
|
25
|
Hasret Geceleri hasret geceleri gömülmüş karanlığa yıldızlara dargın yorganına sarılır ay yine öyle eski haliyle dudakları kırmızı dökülür nameler buğday başaklarından balıklar mendil tutar göz yaşlarına ağaçlar boy verir meyve verir inada bir de hasret türkülerini çalar radyolar penceremi özler bekler sarı güller yollar düz yollar kıvrımlı gündüz çiğnendiğinin yorgunluğunu atar uzanır alabildiğince hasret geceleri hasret geceleri sessiz kimsesiz yorgun yürekleri çekingen duymaz ıssız yatağında uzanan ırmağın sakinliğini gözler kapalı gök kapalı yer siyah karanlık serin hasret geceleri Mustafa Küçüktepe Zehirli sesim ruhumun çıplaklığına kandı baykuşlar ölümcül kuşlar gece aydınlığına martılar sesime aldandı zehirli sesim boğuldu fırtınalarda gemiler limana parmaklarım bahara çıkamaz oldu zehirli sesim her şeyi ve herkesi aldatmıştı Mustafa Küçüktepe Bir beklentidir içimdeki bahar yüreğimde yeni baharın sancısı var kokuları saçılıyor çiçeklerin şimdiden bir beklentidir asılan ve kaybolan gençliğime bir ürperti değil asla bir umut sancısıdır kalbim kaynayan bir tandır gibi çılgın bir rüzgar gibi ellerim bir yaprak gibidir savrulan Leyla nın yüzü gibi aklım Yusuf un aklı gibidir bekleyen bir Eyyub gibi
yüreğimde bir alev var yakan kavuran yeni doğan güneş gibi beyaz bir sayfa gibi yüreğim evet yüreğim seninle yeni bir bahara gebedir Mustafa Küçüktepe Uzaklaştı bir sabır noktasında çözümler düğümlendi dilimde kelimeler uzak kaldı
ufkun bir ucunda ya da dağarcığımda sallandı saltanatım beyaz ayalarımdan kalemler uzak kaldı
uçsuz bucaksız alemde haykırdım tek başıma ıssız mağaralarda yankılar uzak kaldı
bir sabır noktasında bağlanıp kaldı gözüm bir esmer sevdasına tutulan dilimdi konuşurken yanında sözlerim uzak kaldı
bir hüznü avuçladım altından bir yalıda hayatım uzak kaldı sevgilinin yanında Mustafa Küçüktepe Dualar annem söylemişti
tuttum
çocukların
kabul olunurmuş duası Mustafa Küçüktepe Sen ey sevgili ey her zerresiyle bütün alemi kucaklayan sevgili ! ey her zerresinde bütün alemi kuşatan sevgili ! ruhumun derinliklerinden sunduğum sevgimi lütfunla kabul buyur Mustafa Küçüktepe Bir çift göz kırmızılaşıyordu akşam güneşin son ışınları son renkleriyle dağ yamaçlarını yalıyordu hafifçe esen bir rüzgar serinletiyordu saçlarımı ferahlığıyla kirpiklerim karanlığını yüklenmeye hazırlanıyordu gecenin kalbim atıyordu mutluca belli ki ilkti böyle mutluluk sonsuzluktan bir parça sarmıştı tüm benliğimi yakındı karanlığın yüreğime basması kuşlar ah kuşlar son defa çırpıyordu kanatlarını yapraklar ah yapraklar direnemiyordu ıssızlığa o anda iki gözdü tam orada duran tebessümdü adı gülüyordu içten içten hasret çekmişçesine hüzün gülü değildi bu tebessümdü adı belki de ilkti bu dalgalara çarpan duygu güneşsiz bir gecede eriyen / eriten bir çift parıldayan yaldız susuzluk mu kaldı sevgiye iştahsızlık mı vardı orada karanlığın bastığını mehtapsız gecenin yaklaştığını dünyanın döndüğünü bile unutturmuştu belki de bir ilk vurgundu bu sular kabarmıştı onurluca diller susmuş kuşlar kaybolmuştu ortadan birdenbire oluşan sessizlikte belki de ilkti bu tebessüm gülen bir çiftti karşımda duran tutulmuştu dilim yutkunamıyordum kalbim fırlayacaktı ileri bir ilkti bu belki de son bir sonsuzluktu gökten yere uzanan Mustafa Küçüktepe
|