|
|
 |
Okunma |
|
27
|
Gece Kuşu Kaçtık kentin bizi sarmayan sesinden denizin kış artığı sessizliğine izlendiğimizi biliyorduk, hem de kendimiz kendimizi bir umut, bu kez böyle olmayabilir ve öteki susar bağışlarız biz bizi
gece kuşu aynı zaman aralığını kullanıyor çığlığını boşaltırken yeryüzüne yüreğin ve saatın kullandığı aralığı
yıkılmış köyleri, göçmüş olanları yollarda çocukları, ruhlarını o doğulmuş yerde bırakılmış gözlerinin ardı boşalmış yaşlıları erkekleri, utangaç kadınları, öfkesi kendini bitiren onları onları onları taşıdığımızı her çığlıkta yeniden anımsaya çoğalta. yargılanmış, hükmü hayatına düşülmüş biri halinde.. gece acı azığımızı paylaşıyor bizimle uyumuyor uyutmuyor uslu durmuyor
oysa güller vardı önce aklımızda iğdeleri gördük zambakları da ayartıldığımız güzel kokulara kök edinmiş aşka, derin buluşmaya biz onları bulurduk bulmasına gece, kuş çığlığı yüreği çıldırtan aralıklarla yiten dinginlik -gündüzü bekledik, Gülten Akın Eski Nine Ölümün ve göçün dokunmadığı tek nesne var mıdır ölüm yok eder göç değiştirir kendisi kalamaz kimse sarp ve suskun ninelerden başka onlar kimi zaman sırtlarında kimi zaman sımsıkı kucak hala evin bebelerini avutmada
kimse kendi gibi kamamıştır o seven sevilen amca döner birgün apansız, bırakılan kente herkesin doğduğu evi haraç mezat açmıştır izinsiz eski sandığı artık başkasının olan evin avlusunda tüccarı değildir bilemez nesi kaç para sedef nalın, oyma kutu fildişi tahta kehribar tarak toka mum bebeği kızın, armağan çıngırak, ilk elbise (naylon girmemişti daha saf hayatımıza)
sonra görülecektir birinin evinde mor fanussuz lamba ötekinde mor fanus (ah yağma) arar lambayı fanus fanusu lamba uzağında sahibinin kirlenir porselen kırılır sırça
mor ipekten kenarıydı bir kırlentin moru solmuş ipek ezilme derdinde anılarından utanan çocuk yaşlanınca şaşar kendine sözcükler dizerek barışır diliyle söyler, anlaşılır Gülten Akın Düğün ve Kar Sıcak aydınlık bir düğün kederi yoğun kara, ıssız geceyle uyuştu bizi kapıdan geçirmişlerdi küçük kız, genç kadın yalnız herkes içerde kaldı sokak boyunca ikimiz
benim göğsümde kar, senin dizlerinde beyaz tiftikten atkınla öyle yürüdük herkes orda kaldı üveydiler mi ya da ış günü keyiflere, sıcak odalara bağlı
kar yükseliyordu ayaklarımız ince bedenimize ağır donuyorduk yokuş boyunca usul kanatlı kapının önünde durunca sarıldık, ağladık
öyle dingin öyle yumuşak ince ipekten gülümser hüzünlü çılgın çekingen en uzak uçları birleştirerek öyle de onurlu durmak
ölüm seninle benim aramda aşılmaz bir duvar ördü ertesi karlarda geceleyin bir başıma acıyla büyülü hasretle dağlanarak yürüdüm Gülten Akın Kestim kara saçlarımı Uzaktı dön yakındı dön çevreyi dön Yasaktı yasaydı töreydi dön İçinde dışında yanında değilim İçim ayıp dışım geçim sol yanım sevgi Bu nasıl yaşamaydı dön.
Onlarsız olmazdı taşımam gerekti kullanmam gerekti Tutsak ve kibirli -ne gülünç öfke be- Gözleri gittikce iri gittikçe çekilmez İçimde gittikce bunaltı gittikce bunaltı Gittim geldim kara saçlarımı öyle buldum.
Kestim kara saçlarımı -nolacak şimdi- Bir şeycik olmadı deneyin lütfen Aydınlığım deliyim rüzgarlıyım Günaydın kaysıyı sallayan yele Kurtulan dirilen kişiye günaydın
Şimdi şaşıyorum bir toplu iğneyi Bir yaşantı ile karşılayanlara Gittim geldi kara saçlarımdan kurtuldum. Gülten Akın Korkak kadınlar şiiri Onlar için pazarlar, erkekler sevda ile sıkıntı arasında bir gider bir gelirler
gencömrü aşmak, bir dağı aşmak sırtta çocuklar sonra da genç sanmaları kendilerini ol sebeptendir.
saati sormadan korkuları vardır yitirmek tek yılgı sevdikleri sevmedikleri de olmuşsa zamanla şakırlar sevdiklerini de ötekini nevroza dönüştürüp saklarlar. Gülten Akın Oğlunu soran kadının şiiri -İsayı çarmıha gerdilerdi sonra Platus ellerini yıkadı- ellerini yıkadın yıkamıştın bitmiş aşağıdaki genç adama ait bütün işler kameralar beyanatlar basın bültenleri işkence yoğun sürdüydü
o askıyı kuran, o akımı veren elbet sen değildin sen yalnız gözlerini kapadın ellerini yıkadın sen sonra bana uzattın biraz sıkıntıyla ünvanın büyüdü kutlandın ödüllendin
her şey sorulduydu, herkes şunu sustu: sonra o ellerle nasıl okşadın kızını nasıl şiir yazdın Gülten Akın
|