Koca bir sene geçmiş yine SEVGİLİLERİN GÜNÜ gelmiş... Sevgililer gününü hissetmek için illa birini sevmek, birinin sevgilisi olmak gerekmediğini çoktan öğrenmiştim.. Bugünü SEVGİ GÜNÜ diye müsadenizle değiştirmek istiyorum...
Madem bugünü kutlamak için herkes seferber olmayanlar ne yapsın bir kenara çekilip mum mu yaksın... Bir günde hatırlanacak bir sevginin ne anlamı var... Sevdiğimiz koca bir yılı bir güne sığdırmak :))) Bende bunu anlamıyorum...
Bugün de sevgili olanlar planlarını yapıyorlar bugünü özel bir kutlamayla geçirmek için... Halbu ki seviyosanız her gün sizin için özel ve güzel değil midir? Bir kırmızı gül almak koca yılı beklemek insanları daha mı heyecanlandırıyor bunu da anlamış değilim...
Haa Aşk ve Sevgi de ticaretin bir parçası alış-verişten öteye gitmiyorsa söylenecek bir şey yok başka... Dilerim her sevgi bir alış-verişten çok daha fazlasını ifade etsin... Öyle sevgilere imza atalım ki... Yıllar sonra bile biz de bıraktığı izler aşağıda olduğu gibi yazı olup dile gelsin yanyana...
Her ne kadar kutlanmasa da diyorsam hak eden ve edilen bütün sevgiler bu günü içlerinde kutlasınlar diğer güzel günlerin adına... Bende hem yüreğimdeki bu tarifini bulamadığım bir çocuk edasıyla sevdiğim sevgime... Hem de bu kadar duygu yüklü yazılmış şiirler ve yazılarımı birleştirip kocaman bir sevgi yumağı göndermek istedim herkese... İnsanlar bir an önce sevgi ilmiklerini atmaya başlasınlar diye...
“Gece yarısı kadim bir dost gibi kucaklayan tanıdık bir şarkı bütün acı sözleri unutturmaya yetiyorsa… Kaybetme korkusu kavuşma sevincinden ağır basıyorsa ve aşk gurura baskın çıkıyorsa bu yüzden her daim… Her gidişte ayaklarınız “GERİ DÖN” diye yalpalıyorsa ve siz kendinize rağmen dönüyorsanız, sınırsız, sabırsız, doyumsuz bir tutkuyla…” diyor CAN DÜNDAR
Ağlamak İçin Gözden Yaş mı Akmalı?
Ağlamak için gözden yaş mı akmalı?
Dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı?
Sevmek için güzele mi bakmalı?
Çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı?
Hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır?
Özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı?
Hırsızlık; para, malmı çalmaktır?
Saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı?
Solması için gülü dalından mı koparmalı?
Pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı?
Öldürmek için silah, hançer mı olmalı?
Saçlar bağ, gözler silah, gülüş, kurşun olamaz mı?
Victor Hugo
Ve ben diyorum ki;
"... AŞK; beklemek, istemek, umut etmek, belki de bencillik midir? Çok şey mi ister? Bekler, umut eder! Sevdiğinden ilgi beklemek, seni şaşırtmasını istemek, sürekli haberdar olmak… Hem de özgürlük şarkılarını söylerken kulağına istemeyerek… Aşk hep ister ve aslında sana verdikleri o kadar azdır ki eğer vermesini bekleyerek seversen!
Yazılanlar işte böyle anlarda dile gelir… Böyle anlarda dır siyah ve beyazın birleşmesi bir şarkı gibi… Böyle anlardır yüreğin dağlanması, kanayan yaraların akıp dile gelmesi… Yazarın yazdığı gönlünün sadık şahididir tüm yaşananlara… Umut değil midir aşkı hep besleyen… Aslına bakarsanız bir o kadar da bencilcedir, karşılığını ödetmeden bırakmayan… Ödedikçe borçlandıran…
Senden öncesi var mıydı hayatımda yoksa sen gelince seninle daha bir anlam mı buldu yaşam? Kalemle kağıt bir araya gelince sadece senin için dile geliyordu… Birde canımı yakan ölesiye ayrılığıma… Kağıda kaleme sığmaz hesaplaşmaların ortasındayım… Ne çarpılıyor, ne bölünüyor , ne toplanıyor… Sonuç ise hep bildik… Niçinlerim, niyelerim yok sualsiz SEVİYORUM SENİ…
Doldur be usta,
Bu gece o kadehi sakın boş bırakma.
Vazgeçmek koymuşum aklıma ilk defa.
Böyle basit değildir sevdalarım aslında, sevdim mi severim saç telinden ayağına,
Sevdim mi yürürüm onunla sona, sonsuza.
O beni hiç sevmedi usta,
Sen bilir misin sevilmemenin burukluğunu,
İçin ezilir,
Ellerin titrer.
Bahaneler ararsın sevilmeyişine,
Sonra umut eker, gözyaşlarınla sularsın özlemler büyütürsün içten içe,
Ha geldi- ha gelecek.
Büyür göz bebeklerin her telefon çalışında,
Ha duydum sesini - ha duyacağım.
Bir kez yıkılırsın o gün batımında ..
Gece olunca, çökünce zifiri karanlık odana
Yastıklar basarsın kafana,
Hıçkırık sesleri yankılanır diye duvarlarda.
Doldur be usta,
Bu gece o kadehi sakın boş bırakma..
Bir gün anlarsın,
Hayaller boşuna,
Umutlar,
Dualar,
Bu telaşlar,
Yarınlar boşuna usta,
Anlarsın bir gün dönmez sana bir daha.
Vazgeçmek istersin sonra,
"Doldur usta sek olsun bu defa."
Delirmek istemek gibi bir şey bu.
Unutmak istemek,
Becerememek!
Usta bir gözleri vardı,
Bak ölüm çıksın şu kapıdan, ölürdüm uğruna.
Bir gülerdi, bayram gelirdi sanki bizim sokağa...
Bir de gidişi vardı sorma !
Ben böyle yürüyüş görmedim usta,
Ben hiç böyle güzel terk edilmedim...
Ben kimsenin ardı sıra böyle uzun bakmadım usta.
Ve kimse öyle güzel "Sevmiyorum." demedi bana.
Bir gün anlarsın usta, düşerse yolu benim kıytırık sevdama.
Tutar kolundan getiririm sana.
Doldur usta,
Vazgeçmeyi unuttum,
Kokusu tüttü burnumda.
Doldur! Bu gece o kadehi sakın boş bırakma.
"ALINTIDIR."
Benim hesaplaşmalarım kendimle bende ki sen olan yüreğimle… CAN benim olsa bir saniye beklemez yıkardım içindekileri… Can sen olunca olmuyor işte… Belki de farkında olmadan yükledim sana bu ve taşıyamayacağın yükleri… Ben seninle bir anlamda sürekli bir lades oynuyorm "hep aklımdasın"…
O yüzden sunulan sevgiler tuzak bana… Ben bu oyundan sonuna kadar memnunum… Tek korkum senin yüreğinde bu ladesi benle oynayacak kadar yürekli ol(a)maması… Kaybetmemeyi göze alacak kadar inatçı mı?
Korkuyorum bazen sabahlardan... Bu sabahta kaybedecek miyim seni yeniden diye beklemekten ? Hani beklemek diyorsun ya zor olanı bu… Ben sabahlara ne korkularla uyanıyorum uyuduğum zamanlar biliyor musun? Hani demeseler sonuçları değil başlangıçları değiştirmek gerekir… Şimdiden yaşadığım sonuçları çoktan bırakıp gitmiştim… Yeni günün başlangıcı yeni umutlar doğurmasa ruhumda… “Hayatta hiçbir şeyi özlemedim senin kadar ve hiçbir şeyim az olmadı senin kadar” Hayat sınavından geçtim de ben bir sende takılı kaldım… Yürek mühürlü sahibi sen…" diye sular seller gibi coşkuyla akıp sonunda toplu derman arayan dertler sunağına ulaşıyor...
OYSA Kİ;
Geçmişimle birlikte yürümeni istedim geçmişimden gelen alıntılarıma yoldaş olmanı, göremediklerime göz, duyamadıklarıma kulak, söyleyemediklerime dil olmanı istedim… Aslına bakarsan çok şey istemedim…Sevmenin yürekliliğini, fedakarlığını, olumlu ve olumsuz tüm düşüncelerini paylaşmak istedim… Yoktu öyle çok büyüük, şaşalı beklentilerim, okudum geçmişimi… Belki de beni sevmeni değilse bile benimle sevgini paylaşmayı bekledim… Şimdi tekrar soruyorum korkuyorum sormaya…Yeniden sana MÜSAİT Mİ YÜREĞİN SEVMEYE VE SEVİLMEYE…
Bir gün geciklmeli olarak bir "Sevgililer Günü" yazısına ek gibi dursa da, aslında bir zaman yolculuğun yazısıdır bu... Ve onu gıyabınızda dile getirişim de ek bir saygıdır. Hem kendi adıma hem de seven tüm yürekler adına …
Yazılmış sayfaların arasından çıkan…Hayatın kısa bir özeti gibidir sanki bu…
Yaşanan ama hiç yaşanmamış gibi de duran….
Aşk, iyi geceler öpücügünü uzun tutmaktir. Beklentidir.
Aşk, delicesine flört ederken yanindakinin hiçbir sey yapmama hakkini teslim etmektir. Saygidir.
Aşk, zaaflariniz oldugunu ortaya çikarir. Kabullenmektir.
Aşk, simdi zamani degil diye beklemeyi bilmektir. Sabirdir.
Aşk, saçlarda baslayip topuklarda biten bir gezintidir. Kesiftir.
Aşk, Seviselim demeden sevismek, yanindakinin ne istedigini bilmektir. Anlasmaktir.
Aşk, baglandigini sandiginda, karsindakine hayir deme sansini tanimaktir. Inceliktir.
Aşk, korumaktir. Sorumluluktur.
Aşk, ciddi bir tokalasmayi kikirdamaya dönüstürmektir. Mizahtir.
Aşk, durma yoksa seni öldürürüm lafini duymaktir. Şehvettir.
Aşk, evinizdeki her seyin yerinin degistirilmesini kabullenmektir. Teslimiyettir.
Aşk, sevgilinizin ne oldugunu bütün çiplakligiyla görmektir. Gerçektir.
Aşk, saatin kaç oldugunu bilip aldirmamaktir. Neşedir.
Aşk, sizi kucaklayan kollarin, gittikçe daha çok sarilmasidir. Mutluluktur.
Aşk, gecenin bir vaktinde sen uyu, benim gitmem gerek dediginizde, uyanik kalip seni biraz daha görmeyi tercih ederim cevabini almaktir. Sicakliktir.
Aşk, tanidiginizi zannettiginiz insanin yeni yanlarini kesfetmektir. Tazeliktir.
Aşk, uyandiginizda rüyanizi yaninizda bulmanizdir. Düslerin gerçek olmasidir.
Aşk, kocaman yatagin üçte birine sikismaktir. Yakinliktir.
Aşk, evin anahtarkidan bir kopya daha yaptirmaktir. Güvendir. Yatagin üçte birine sikismaktir. Yakinliktir.
Aşk, evin anahtarkidan bir kopya daha yaptirmaktir. Güvendir.
Aşk, hosçakal dedikten sonra tekrar karsilasacagini bilmektir. Kaderdir.
Aşk, gerindiginde sizlayan vücut lafinin anlamini bilmektir. Derstir.
Aşk, ecza dolabini açtiginda, dismacunu kapagini kapatilmamis bulmaktir. Uyumdur.
Aşk, hosçakal dedikten sonra tekrar karsilasacagini bilmektir. Kaderdir.
Aşk, gerindiginde sizlayan vücut lafinin anlamini bilmektir. Derstir.
Aşk, ecza dolabini açtiginda, dismacunu kapagini kapatilmamis bulmaktir. Uyumdur.
Aşk, pencereden disariya baktiginda kiminle oldugunu hatirlamaktir. Düsüncedir.
Aşk, rüzgarin agaçlarin arasinda dolasirken çikardigi sesi dinleyip sevgilisinin yaninda olmadigina hayiflanmaktir. Yalnizliktir.
Aşk, asla anlatilmayacak hikayelerdir.
ALINTIDIR
İşte bu anlarda Aşk ve sevgi bir hikaye olmaktan çok öte yaşamın bir parçası içimizde doğmak için bekleyen bir çocuk ve doğduktan sonra ilgisini esirgememiz gereken büyümesini izlemekten zevk duyacağımız onunla birlikte gülüp ağlayacağımız ölene kadar taşımaktan onur duyacağımız bizimle noktalanacak ...