|
|
 |
Okunma |
|
20
|
Şehidi uğurlarken
Yine bugün… Alabildiğine sevdalı esiyor rüzgar, Esebildiğince deli. Yağmur bardaktan boşalırcasına yağıyor; Dolu,dolu... Buram,buram kokuyor toprak. Hüzünler yaprak yaprak açıyor. Bugün; Bütün çiçekler mahzun, Yapraklar yeşilliğince ürkek şimdi.
Artık bulutlar özlem yüklü, Yürek yeni hasretlere gebe. Eritmedi Mehmed’im, Eritemedi hasreti,üşüyen yüreğinde. Belki bu son çıkışıydı evden, Anacığını son öpüşüydü; Son sarılışıydı babasına belkide.
Bir damla düştü toprağa Bir kan aktı inceden ince Bir kan aktı sıcakmı sıcak. Bir el sarıldı bayrağa Şehit, şehit koktu topraklar, Çiçekler şehit, şehit açtı Şehit,şehit yeşillendi yapraklar.
O...Ölümün en kutsalını seçmişti En delikanlısını sevdanın. En güzeli için dövüşmüştü bayrağın En şereflisi için davanın.
Dedim ya... Düğünü var Mehmed’imin birazdan Görür gibiyim saf,saf olduklarını Meleklerin Görür gibiyim...
Salih ÇELİK
ŞEHİTLER ÖLMEZ..
Senin için derdim al beyaz gülü Üzerine serdim al beyaz tülü Gözyaşıyla kardım al beyaz hüznü Selam sana şehit gözümün nuru
Fatiha okunur yanı başında Çiçekler açıyor mezar taşında Üstünde leylaklar gözyaşında Selam sana şehit ruhun şad olsun
Geçtiğin yollarda taşın olaydım Düştüğün kollarda başın olaydım Gözlerinden akan yaşın olaydım Selam sana şehit gözümün nuru
KURTOĞLU unutma şehit düşeni Can pazarında can verip pişeni Gözünü kırpmadan serden geçeni Selam sana şehit şehitler ölmez
Arap KURT
Dumlupınar İnsanına
Sayende yaşayanlar, bugün sana kul, şehit! Seni görmeye geldik, kalk, doğrul, meçhul şehit!
Kımıldan, yaklaş bize ve bağrımıza yaslan! Her yiğitin gönlünde yatar, derler bir arslan,
Hepimizin gönlünde şimdi bir MEHMETÇiK var. Çok mu bu çoraklara getirmişsek bir bahar?..
Fani vecdi değil bu eskimiş bir masalın. Sana gökte değecek gibi şimdi her alın,
Tabutunu taşıyor gibi şimdi her omuz, 17 milyon birden alnından öpüyoruz.
Birimizde yok artık gündelik kaygı, çalım... Mehmetçik, kalk Mehmetçik! Yüzünü tanıyalım.
Kalk, zevkimiz, Türklüğü bir yüzde görmek olsun, Kalk, Tarih, Tanrı birden dirilsin, gerçek olsun...
Bozkır, herzemankinden alımlı, zorlu, sıcak, Nerdeyse ruhun tütüp topraklardan çıkacak.
Kimse can vermemiştir zevkini tada tada, Bu kadar engin, temiz, mukaddes bir maksada.
Bir insanken bütün bir vatan olmak, ölüşün, Teninden silkindiğin eşsiz sabahı düşün.
Bir topun ağzı ufuk, gülle güneşin adı, O sabah artık güneş bir ufuktan doğmadı.
Dumlupınar'sız kalan İstiklâl, sakat-yarı, Dumlupınarlar millet yapacak yığınları.
İstenince yerini doldurmak maksadımız, Bugün Mehmetçik bizim müşterek soyadımız.
Dumlupınarlar'dayız biz bugün de yarın da, Yaşayan Mehmetçiğiz dâvanın saflarında.
Sen nasıl ulaştınsa ilk hedef Akdeniz'e, Ve nasıl getirdinse dünyayı orda bize.
Şehit asker!.. Bizde de aynı hamle, aynı hız, Sana lâyık bir vatan yapmak dâvâsındayız.
Behçet Kemal ÇAĞLAR
Çanakkale Şehitlerine
Şu Boğaz Harbi Nedir? Var mı ki dünyada eşi? En kesif orduların yükleniyor dördü beşi, Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya, Ne hayasızca tahaşşüd ki ufuklar kapalı! Nerde-gösterdiği vahşetle “bu: bir Avrupalı” Dedirir-yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yahut kafesi! Eski Dünya, Yeni Dünya bütün akvam-ı beşer Kaynıyor kum gibi, Mahşer mi, hakikat mahşer. Yedi iklimi cihanın duruyor karşında, Osrtralya’yla beraber bakıyorsun ; Kanada! Çehreler başka, lisanlar, deriler rengarenk. Sade bir hadise var ortada : Vahşetler denk. Kimi Hindu, kimi Yamyam, kimi bilmem ne bela... Hani tauna da zuldür bu rezil istila... Ah o yirminci asır yok mu, o mahluk-i asil, Ne kadar gözdesi mevcut ise hakkiyle sefil, Kustu Mehmetçiğin aylarca durup karşısına; Döktü karnındaki esrarı hayasızcasına, Maske yırtılmasa hala bize affetti o yüz ... Medeniyet denilen kahbe, hakikat yüzsüz. Sonra mel’undaki tahribe müvekkel esbab, Öyle müthiş ki: Eder her biri bir mülkü harab. Öteden saikalar parçalıyor afakı; Beriden zelzeleler kaldırıyor a’makı; Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin; Sönüyor göğsünün üstünde o aslan neferin. Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam, Atılan her lağımın yaktığı: Yüzlerce adam. Ölüm indirmede gökler, ölü püskürtme de yer O ne müthiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer... Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak, Boşanır sırtlara, vadilere, sağnak sağnak. Saçıyor zırha bürünmüş de namerd eller, Yıldırım yaylımı tufanlar, alevden seller. Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere, Sürü halinde gezerken sayısız tayyare. Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler... Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler! Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından; Alınır kal’a mı göğsündeki kat kat iman? Hangi kuvvet onu, başa, edecek kahrına ram? Çünkü te’sis-i ilahi o metin istihkam. Sarılır, indirilir mevki’-i müstahkemler, Beşerin azmini tevkif edemez sun’-i beşer; Bir göğüslerse Huda’nın edebi serhaddi; “O benim sun’-i bediim, onu çiğnetme” dedi. Asım’ın nesli... diyordum ya... nesilmiş gerçek: İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek. Şuheda gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar... O, rukü olmasa, dünyaya eğilmez başlar, Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor, Bir hilal uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor! Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker! Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer. Ne büyüksün ki, kanın kurtarıyor Tevhid’i... Bedr’in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi. Sana dar gelmeyecek makber’i kimler kazsın? “Gömelim gel seni tarihe”desem, sığmazsın. Herc ü merc ettiğin edvara da yetmez o kitab... Seni ancak ebediyetler eder istiab. “Bu, taşındır” diyerek Ka’be’yi diksem başına; Ruhumun vayhini duysam da geçirsem taşına; Sonra gök kubbeyi alsam da, rida namıyle; Kanayan lahdine çeksem bütün ecramıyle; Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan; Yedi kandilli Süreyya’yı uzatsan oradan; Sen bu avizenin altında, bürünmüş kanına; Uzanırken, gece mehtabı getirsem yanına, Türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem; Gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem; Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana... Yine bir şey yapabildim diyemem hatırına. Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini, Şarkın en sevgili sultanını Salahaddin’i, Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran... Sen ki, İslam’ı kuşatmış, boğuyorken hüsran, O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın; Sen ki, ruhunla beraber gezer ecramı adın; Sen ki, a’sara gömülsen taşacaksın... Heyhat, Sana gelmez bu ufukalar, seni almaz bu cihat... Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber, Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber.
Mehmet Akif ERSOY
Çanakkale
Övün, ey Çanakkale, cihan durdukça övün! Ömründe göstermedin bin düşmana bir düğün. Sen bir büyük milletin savaşa girdiği gün, Başına yüz milletin üşüştüğü yersin!
Sen savaşa girince mızrakla, okla, yayla, Karşına çıktı düşman çelikten bir alayla. Sen topun donanmayla, tüfeğin bataryayla, Neferin ordularla boy ölçüştüğü yersin!
Nice tüysüz yiğitler yılmadı cenk devinden, Koştu senin koynuna çıkar çıkmaz evinden, Sen onların açtığı bayrağın alevinden, Kaç bayrağın tutuşup yere düştüğü yersin!
Bir destana benziyor senin bugünkü halin, Okurken duyuyorum sesini ihtilalin. Övün, ey Çanakkale ki, Sen Mustafa Kemal’in Yüz milletle yüz yüze ilk görüştüğü yersin!
Faruk Nafiz Çamlıbel
Şehit Anam
Bu topraklara kem gözle bakma! Bu topraklara hain hain yanaşma! İlmek, ilmek Şehit anaların Cumhuriyetle sarıp sarmaladığı Vatanım var...
Bu toprakların temelin de Çoluk, çocuk Şehit anaların Damar, damar Kanla işlediği Yurdum var Bu topraklara yan bakılmaz...
Kurtuluş savaşın da Yurdun dört bir yanın da Cephede askerinin yanın da Yoktan var ettiği Azık, Su, Cephaneyi taşıyan Yurdu ilmik, ilmik dokuyan Şehit analarım var...
Bir elinde yokluk Bir elinde mermi Yurdu için, Canını hiçe sayan Askerine aş, su cephane yetiştirmek için Kendini, kurşuna siper yapan Şehit analarım var... Bu topraklara yan bakılmaz...
Bu topraklar da Şehit Analarımın Kanla bedelini ödediği Canla yetiştirdiği, can verdiği Asker, Polis, Öğretmen, Sanatçı,memur, işci Can can torunları var Bu topraklara kem gözle bakma..
Orhan Eren UNCU
Şehitler Ölmedi, Şehitler Ölmez
Duydum Mehmetçik gene şehit olmuş, Acı haber her bir yanda duyulmuş, Üzüntüden damarlarda kan donmuş, Şehitler ölmedi, şehitler ölmez.
Hain kurşuna hedef yiğitlerim, Kara toprak ta yatan erenlerim, Yerde kanınız kalmaz, şehitlerim, Şehitler ölmedi, şehitler ölmez.
Vatan, millet, bayrak, namus uğruna, Göğsün siper oldu, hain kurşuna, Dalgalandı sancak, diktin burcuna, Şehitler ölmedi, şehitler ölmez.
Hep derler ki; Şehitlik ucuz değil, Askerlik, yan gel yat yeri hiç değil, Şehitler cennette, kabirde değil Şehitler ölmedi, şehitler ölmez.
Teröristler her yerde aranmalı, İzine bakıp, inini bulmalı, Yaltaklık edeni yurttan atmalı, Şehitler ölmedi, şehitler ölmez.
Şehit kanı yerde kalır mı? Sandın, Avrupa’nın hep maskesine kandın, Geçmişte dünyayı titreten candın, Şehitler ölmedi, şehitler ölmez.
Analar feryat eder, duyar mısın? Yürekleri hep yanar, anlar mısın? Helalleşip, selamı alır mısın? Şehitler ölmedi, şehitler ölmez…
|
Yorumlar |
|
|