Uzun güzel aşk şiirleri
En güzel şiirler, aşk şiirleri
Uzun ama aşkı güzel anlatan şiirler..

Bir Güzel Uzun Şiir

Ne olur bu gece uykumu bölme
Var git düşlerimden, var git bu akşam
Tam unuttum derken aklıma düşme
Var git hayalimden, var git bu akşam

Yağmur istiyorsan gözyaşıma bak
Yangın istiyorsan yüreğime bak
Ne olursun beni benimle bırak
Var git gözlerimden, var git bu akşam


Nasıl unutulur böyle sevgiler
Neler yaşamıştık bir düşün neler
Her köşede durur senden gölgeler
Var git gözlerimden, var git bu akşam
Aldığım her nefes seni fısıldar
Gelir ta kalbimden vurur şarkılar
Sana mı sözlenmiş bütün akşamlar
Var git anılardan, var git bu akşam

Gözlerin bir kilit vurdu gönlüme
Senden başkasını hiç sevemem
Ne engeller koydu kader önüme
Yine de ben senden vazgeçemem


Aşkın ateş oldu kahrolmam için
Hasret kurşun oldu vurulmam için
Günler asır oldu yıkılmam için
Yine de ben senden vazgeçemedim


Ne büyük bir aşktın anlatamadım
Kimler gelip geçti unutamadım
Uğrunda mevsimler yıllar harcadım
Yine de ben senden vazgeçemedim.

O seni düşünmek yok mu
Geceler dolusu seni düşünmek
Sarılmak karanlıklara sen diye
Sen diye kucaklamak yorganı okşamak, öpmek
O seni beklemek yok mu
Her gün sabahlara dek uykusuz beklemek
Ahh, ayak sesleri, kapı gıcırtıları bilemezsin
Bir defa yaşamaktır o, bin defa ölmek


O seni özlemek yok mu
Saçlarını, ellerini, dudaklarını özlemek
Uzun uzun gözgöze gelmek seninle
Seninle bir olmak, beraber olmak, sevişmek
O seni gizlemek yok mu
Kuşlardan, çiçeklerden bile kıskanıp gizlemek
Seni saklamak içimde delice, divanece
Öylece yaşamak seni, öylece sevmek


Ve seni kaybetmek yok mu
Bulduktan sonra seni kaybetmek
İşte o beni yakan, yıkan, solduran
Ses versem de duyamazsın artık
Yüreğimde kan, gözlerimde kan, dudaklarımda kan


Ellerim titredi veda ederken
Yalvarıp "dur gitme" diyesim geldi
Sen gittin karardı gözümde dünya
O anda orada ölesim geldi!

Uzun Bir Aşk Şiiri

Sana uzun bir aşk şiiri yazmak isterdim,
Okumaya doyamayacağın bir şiir.
Şarkılara konu olacak bir şey olsun,
Alışılmışın dışında yazmak istedim,
Sana, romantik bir aşk şiiri yazamadım.

Milyonlarca kez küfrettim şairliğime,
Sana, uzun bir aşk şiiri yazamadım.

Kuşlara şiir yazdım kendimce,
Şiirlerle güneşe selam yolladım,
Şehitleri şiirlerimle andım,
İsyan ettim, şiirlerle haykırdım,
Yalnızlığımı şiirlerimle paylaştım,
Ama sana bir türlü şiir yazamadım.

Milyonlarca kez küfrettim şairliğime,
Sana, uzun bir aşk şiiri yazamadım.

Şimdi kalem elimde, seni düşünüyorum,
Sonra, bir şeylerden utanıyorum.
Seni daha iyi tanıyamadığıma kızıyor,
Yine şairliğime küfrediyorum.

Gözlerim yatağa itiyor uykusuz bedenimi,
Uyumak istemiyorum bir süre…
Radyomdaki müzik ninni gibi geliyor.
Sonra, bir sorumluluk duygusu başlıyor,
Sana şiir yazmadan uyuyamıyorum.

Sana güzel bir aşk şiiri yazmak isterdim,
Bir dörtlük, belki bir dize…
Biliyorum, bu gün uyuyamayacağım
Hiç olmasa sana bir şiir yazacağım,
Elbet bir gün, mutlaka okuyacaksın…

Hasan Dilşer Tepe

AşK

Aşk başlangıç da canda duyulan bir tutkudur
Aşk sonunda severek can vermeye derler

Aşk sureti sirete bağlayıp bir eylemek
Aşk gerçekte hak ile yeksan olmaya derler

Aşk kuru kelam değil geçmek gerek her şeyden
Aşk her şeyi bırakıp kurban olmaya derler

Aşk pervane gibi kendini atarak yakmaktır
Aşk yanıp her an zevkle onu anmaya derler

Aşk varlığı yakmaktır benliği yokluk ile
Aşk hakkı ispat ile insan olmaya derler

Aşk suretin ahkâm ile bilki donatmaktır
Aşk gönlünü sevgi ile doldurmaya derler

Aşk damla damla toprağa düşmek rahmet olup
Aşk bir damla su iken derya olmaya derler

Aşk dopdolu olmaktır on sekiz bin âleme
Aşk hak nuru ile âleme dolmaya derler

Aşk Allah kâfidir emrin her an duymaktır
Aşk sev emrine uyup hakka dönmeye derler

Aşk canı canana vererek kul olmaktır
Aşk cananı can canı canan olmaya derler

Aşk sevgilinin en kıymetli emanetidir
Aşk sevgiliye emaneti vermeye derler

Aşk her bakışta baktığında dostu görmektir
Aşk ondan başka hiç güzel görmemeye derler

Aşk için dışın sevgi ile dolu olmaktır
Aşk esir olup yâre ayrılmamaya derler

Aşk her tecellide asarı hakkı görmektir
Aşk her bakışta zatı hakkı görmeye derler

Aşk tüm varlıktaki sevginin öz cevheridir
Aşk varlıktan arınıp cevher olmaya derler

Aşk bilsen ki o hakikatte yok olmaktır
Aşk yoklukta vuslatı hakka ermeye derler

Aşk gönlü Masiva dan temizlemek zikrile
Aşk temiz gönlü hakka mekân kılmaya derler

Aşk uğruna ateşi nemruta atılmaktır
Aşk ateşi yakmaz hale getirmeye derler

Aşk onun için dertleri derman edinmektir
Aşk tüm dertlere derman olmaya derler

Aşk tarifi mümkün olmayan şey Mehmet Ali
Aşk maşukla yanıp ben olan yokluğa derler


Mehmet Ali Semizoğlu

Aşk Güzeldir Güzel Canım

Dert ızdırap çilesiyle
Aşk güzeldir güzel canım
Hilesiyle hurdasıyla
Aşk güzeldir güzel canım

Aşk ateşle akrabadır
Yürekte derin yaradır
Aşksız kalan fukaradır
Aşk güzeldir güzel canım

Aşksız yaşayan ölüdür
Aşk gönüllerin gülüdür
Aşık olmayan delidir
Aşk güzeldir güzel canım

Aşk hayata bağlar canı
Kuşatır bütün her yanı
Aşktır dertlerin dermanı
Aşk güzeldir güzel canım

Kılıçtan daha keskindir
Deryadan daha derindir
Aşkın aslı sevgidendir
Aşk güzeldir güzel canım

Kıldan bile daha ince
bazen gündüz bazen gece
Aşk bilinmez bir bilmece
Aşk güzeldir güzel canım

Pamuktan çok daha hafif
Gül kokulu gülden zarif
Hiç kimse edemez tarif
Aşk güzeldir güzel canım

Aşkın yaşı yok der Güner
Bir gönüle girmek hüner
Aklı olan bir kez dener
Aşk güzeldir güzel canım

Ozan Güner Kaymak
Yalnız Bir Opera

Ölü bir yılan gibi yatıyordu aramızda
Yorgun, kirli ve umutsuz geçmişim
Oysa bilmediğin birşey vardı sevgilim
Ben sende bütün aşklarımı temize çektim

İmrendiğin, öfkelendiğin
Kızdığın, ya da kıskandığın diyelim
Yani yaşamışlık sandığın
Geçmişim
Dile dökülmeyenin tenhalığında
Kaçırılan bakışlarda
Gündeliğin başıboş ayrıntılarında
Zaman zaman geri tepip duruyordu.
Ve elbet üzerinde durulmuyordu.
Sense kendini hala hayatımdaki herhangi biri sanıyordun,
Biraz daha fazla sevdiğim, biraz daha önem verdiğim.
Başlangıçta doğruydu belki.
Sıradan bir serüven, rastgele bir ilişki gibi başlayıp,
Günden güne hayatıma yayılan, varlığımı ele geçiren,
Büyüyüp kök salan bir aşka bedellendin.
Ve hala bilmiyordun sevgilim
Ben sende bütün aşklarımı temize çektim
Anladığındaysa yapacak tek şey kalmıştı sana
Bütün kazananlar gibi
Terk ettin.

Yaz başıydı gittiğinde, ardından,
Senin için üç lirik parca yazmaya karar vermistim.
Kimsesiz bir yazdı. Yoktun. Kimsesizdim.
Çıkılmış bir yolun ilk durağında bir mevsim bekledim durdum.
Çünkü ben aşkın bütün çağlarından geliyordum.
Sanırım lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu
Yüzündeki kuşkun kedere, gür kirpiklerinin altından
Kısık lambalar gibi ışıyan gözlerine
Çerçevesine sığmayan
Munis, sokulgan, hüzünlü resimlerine
Lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu.

Yaz başıydı gittiğinde. Sersemletici bir rüzgar gibi geçmişti Mayıs.
Seni bir şiire düşündükçe
Kanat gibi, tüy gibi, dokunmak gibi
Ucucu ve yumuşak şeyler geliyordu aklıma.
Önceki şiirlerimde hiç kullanmadığım bu sözcük
Usulca düşüyordu bir kağıt aklığına,
Belkide ilk kez giriyordu yazdıklarıma, hayatıma.
Yaz başıydı gittiğinde. Bir aşkın ilk günleriydi daha.
Aşk mıydı, değil miydi? Bunu o günler kim bilebilirdi?
'Eylül'de aynı yerde ve aynı insan olmamı isteyen' notunu buldum kapımda.
Altına saat: 16.00 diye yazmıştın, ve 16.04'tü onu bulduğumda.
Daha o gün anlamalıydım bu ilişkinin yazgısını
Takvim tutmazlığını
Aramızda bir düşman gibi duran zamanı
Daha o gün anlamalıydım
Benim sana erken
Senin bana geç kaldığını.

Gittin. Koca bir yaz girdi aramıza. Yaz ve getirdikleri.
Döndüğünde eksik, noksan bir şeyler başlamıştı.
Sanki yaz, birbirimizi görmediğimiz o üç ay,
Alıp götürmüştü bir şeyleri hayatımızdan, olmamıştı, eksik kalmıstı.
Kırılmış bir şeyi onarır gibi başladık yarım kalmış arkadaşlığımıza.
Adımlarımız tutuk, yüreğimiz çekingen, körler gibi tutunuyor, dilsizler gibi
bakışıyorduk.
Sanki ufacık bir şey olsa birbirimizden kaçacaktık.
Fotoromansız, trüksüz, hilesiz, klişesiz bir beraberlikti bizimki.
Zamanla gözlerimiz açıldı, dilimiz çözüldü güvenle ilerledik birbirimize.
Gittin. Şimdi bir mevsim değil, koca bir hayat girdi aramıza.
Biliyorum ne sen dönebilirsin artık, ne de ben kapıyı açabilirim sana.
Şimdi biz neyiz biliyor musun?
Akıp giden zamana göz kırpan yorgun yıldızlar gibiyiz.
Birbirine uzanamayan
Boşlukta iki yalnız yıldız gibi
Acı çekiyor ve kendimize gömülüyoruz
Bir zaman sonra batık bir aşktan geriye kalan iki enkaz olacağız yalnızca
Kendi denizlerimizde sessiz sedasız boğulacağız
Ne kalacak bizden?
Bir mektup, bir kart, birkaç satır ve benim şu kırık dökük şiirim
Sessizce alacak yerini nesnelerin dünyasında
Ne kalacak geriye savrulmuş günlerimizden
Bizden diyorum, ikimizden
Ne kalacak?

Şimdi biz neyiz biliyor musun?
Yıkıntılar arasında yakınlarını arayan öksüz savaş çocukları gibiyiz.

Murathan Mungan

♥ Ey Sevgili! ..


Ey Sevgili!
Gözlerim seyr-i âlemde, dalgın yine...
Engin okyanusların dibinde, kırık bir ayna, akseder ihtizarını.
Bulutların arasından güneş, son ışıklarıyla vedâ edip ağır ağır kayarken.
Kabına sığmayan acılar, şevk-u iştiyakla tutuşur yanar kül olur!
Bir baykuş vird halinde vaveylalar dökülür, ürperten çığlıklarından.
Tarih geriye döner, siler hiç gün görmemiş anılarımı.
Karıştırdım silkeleyerek, tavan arasında örümcek ağlarını.
Çıkardım eski bir aşka dair, tozlanmış bütün evrakları! ..

Çetrefilli uzun yollarda seveni yorar, ince bir çizgi, yazgı kader.
Her beden toprağına sevdâlı, eker toprağın bağrına sevdâsını! ..
Agdos doruklarının eteklerinde bir mezar, mor menekşeler açar
Hezimetle biten bir aşkın, sarmaşıklarına mezar olmadı mı?

Ey Sevgili! ..
Bütün aşklar bir fanûs'un içinde sızıyla yaşar...
Aşk ve âlem, aşk ve elem, aşk ve insan, bir gülün içinde nikah akti,
Dans eder yıldızlar, yankılanır canhiraş ağıtlarda gecenin bir vakti.
Mağlup edilmiş aşkların, yavaş yavaş söndürdüğü, umut!
Öfke ekiyor ruhun yorgun perdelerine.
Şiirlerin nutku tutuk! ..

Say ki:
Mevlâna gibi gözlerini kapatıp şu seyl-i mevcudâta dalıp,
Hüsün bir kuş gibi haz alarak uçmadın! ..
Aşka tutunup düşlerde mecnûn olup hüznü bir yay gibi germedin!
Dilinde Cevşenü'l-Kebir “Hasbün Allah“ diye sabrı dermedin!
Yusuf gibi Yaradan'a sığınıp arkanı dönüp gitmedin!
Ali gibi sevgiyle dolup boynunu bükmedin!
Halid gibi öfkelenip kılıcını çekmedin!
Dudaklarında kırk kilit, suskuyla yutkunmadın!
Öfkesini yutan en güçlü, paşazâde de mi olmadın? ..

Ki;
Hayallerim yorgun.
Gözlerin asûde su misali.
Yangın mavisi, maviye çalan gözlerin!
Çağla yeşili sularda yüzerken gövermiş umutlar, binlerce sevinç sunar
Siegburg kalesine vuran şavkında gizemli buselerde aşkın ahengi
Tebessümle açılan bir gül, şebnem serpilir bengisuya nehre yayılır kıvılcımlar.
Rüzgarda tüllenen efsûnlu kavislerde, semaya yükselirken maviydi bu aşkın rengi...

Oysa;
Anılar defterimde tarih kadar eski!
Çaresiz müptelâ aşığındım ben...
Aşkta bir kördüğüm maşuğundum ben
Tuz basma yarama yorma, sen beni
Gidiyorum anılarımı bırakarak! ..

Söyle!
Hangi ihtilaller yıkar demir gibi içime oturmuş bu sevgiyi?
Âşkı soğutmak için Everest ‘in zirvelerine tırmanacağım
Bir lâhza oturup hayallerde hıçkıra hıçkıra ağlayacağım...
Turaç olan aşkım bir daha uçmasın diye, kalbimin en görkemli odasında saklayacağım
Goethe gibi felsefe katedrali köprülerinden geçip, doğu divanı’nda
Taç Mahal’de beyaz mermer sutunlardan, aşkın mabedine dalacağım.
Meryem gibi elime hiç bir fani değmemişken, Betül olup yalvaracağım.


San ki;
Örselenmiş duyguların uzlaşmaz sanığıyım;
Kırık yansımaların çarptığı uslanmaz tanığıyım.
Önümde uzun bir yol, işte arşın işte Halep.
Tarumâr olan yüreğime bir keşif gerek!
Sırt döndüm aşka, mevcut iken arz ve talep...

Sen ki bu aşk oyununda bileğimi bükmedin mi? ..
Sen ki dil yarasıyla kalbimi kanatıp lime lime sökmedin mi? ..
Bin katreler sulu sepken yağarken, yürek tarlasının âl lâlesiyim
Aşkın sığ koylarında, sabrı yudum yudum tadan, asil kölesiyim

Oysa;
Aşk urbası kepazeliktir, boyandığın aşklarda bunu sezmedin mi?
Aşkın önünde nice yigitler dize gelip, diz çökmedi mi?
Nice Züleyha'lar hor, hâkir, görülmedi mi?

***Aşkı tefekkürün merkezinde gör! ..
***Besmele ile çık basamakları...
***Dön seccadeni aşka ser! ..
***Kır kalemi karar ver! ..

Süleymân'a, Beytü’l-Makdis’de verildi üç imtiyaz! ..
Anadan doğmuş gibi tertemiz, duâlarda kabûl edilir her dilek, her niyâz! ..
Henüz Saba Melikesi billur rüyalarına, dalmamışken eteklerini toplar...
Hüdhüd kanatlarını çırpar efsaneler ülkesinde, yorgundur nice sevdâlar..

Unut! Memphis'in mumyalarını! ..
Unut! Her insan kendi örer zindanının duvarlarını! ..
Havârîler şaşkın, hüzünle bakarken kurulan çarmıha;
İnsanlık kendi hezimetinin kıyılarında, bin çığlık dolar lâyiha...

Aşka maruzatım var! ..
Alacak mağrur aşkların esrârını, delerek hicranım eleyecek!
Kazmam ile her vurduğumda taşa, asi bir kalb taş kesilecek!
Hümâ kuşu yalçın kayalarda, döne döne uçarken aşk büyüsü sunar.
Hasret ek yüreğinin tam orta yerine, büyüsün boynu bükük siyah bir lâle;
Mühürlenmiş gözbebeklerinden ışık saçarken enzar, lü'lü-i lâlâ! ..
Berzah âlemine göçer haşr olan ruhlar, acb-üz zeneb çekirdeğinden diriltilerek
Bir tohumun içinden büyük ağaçların çıktığı gibi sevenler cennette kavuşurlar...

Summ-u ebkem, dil-mürde bülbül!
Unuttun mu gül'ün adını?
Duymadın mı hiç?
Aşka susamış Acem diyarında bir gülün feryâdını!
Lâlezârdan bir tomurcuk dal getirdi, dolarken bâd-ı hazân
İki yarım bir bütün, bir yanı sevinç bir yanı hüzün.
Avuçlarımda al renkli aşk elması, ahenkle birleştirdim tadlarını..


Simdi;
Kapat ışıkları zülüflerim daha bir kararsın...

09.06.2009 04:15
Fatımâ Hümeyrâ Kavak

Ey Sevgili! ..
Sevgi varsa herşey yolunda dünya sevgi üzerinde durmakta! .
Mevlânâ, “aşk olmasa âlem donardı” diye buyurmakta.

Herca-i sevgiler amâ herşey boş anlamını yitiriyor
Bâki kalan son sedâ yüregimdeki aşkım Allah lâfzı oluyor.


Fatima Humeyra Kavak

Sen aşk şiirisin

bir patikasın; önce köylere sonra uzaklara ulaşacaksın
havada zambak kokusu olacak.
yanında mor menekşeler, papatyalar, öte yanda dere gibi akacaksın
rengin hasret senin derlerse, gurbet olup mor dağlarda ağlayacaksın …
sen aşk şiirisin, kavuşmalar olacaksın.
/ bakma efkardır daima yakan, sigara ateşi ile mektupları bir ucundan

gecenin yarısı; incecik tül çekilmiş üstüne, çırılçıplaksın
gözlerin yıldızlardan daha sıcak,
yanında anlaşılmaz serenatlar, öte yanda kızgın lav olup çağlayacaksın
tenin sevdanın öte yüzü, yeryüzünün en bakire çiçeği gibi açacaksın ….
sen aşk şiirisin, sevişmeler olacaksın.
/ ulaşılamaz çok uzaklardan, bir düş sarmalını tutup ayak ucundan

kavganın ortası; bıçağın körü saplanmış sırtına, yaralısın
gözlerin kangren acılar açacak,
kaldırımda kana bulanmış gövden, öte yanda anıt gibi ayakta duracaksın
direnişin ta kendisidir bakışın, elindeki bayrağı gururla sallayacaksın …
sen aşk şiirisin, mücadeleler olacaksın.
/ gülümseyen çocukları tutup kollarından, öyle ineceksin darağacından

sarhoşluk vakti; alkol ağır çökmüş üstüne, kendini tanımayacaksın
gözlerin nikotin sarısına boyanacak,
karşında boş sandalye, üzerine dudağı kırmızı bir fotoğraf koyacaksın
tüm zamanlarında belki ona, onsuzluğun kahpe tarafını anlatacaksın …
sen aşk şiirisin, yalnızlıklar olacaksın.
/ hani binlerce ölü hatıradan, damlayarak okunurcasına gözyaşlarından

deniz mavisi; martı kanadı bahane, aynı kokuya yakalanacaksın
gözlerin keşfedilmemiş adalara dalacak,
avucuna inci tanesi gibi dökülecek yıldızlar, yakamozlarınla saracaksın
gözlerden uzak sevdanı yüreğine saklayacak, istiridye olup kapanacaksın
sen aşk şiirisin, hayaller olacaksın.
/ ıssız sahillerin ıslığından, türküler dinleyeceksin köpüksüz dalgalardan

ay karanlık; tüneklerini boşaltmış kuşlarınız, birden ayılacaksın
havada şuuru yitik bir boşluk olacak,
bitmiş denizlerin fenerleri karanlık, dünyanın olmayan son noktasındasın
el sallamadan kaçmış bütün trenler, ayak seslerin ve gölgen tek başınasın
sen aşk şiirisin, ayrılıklar olacaksın.
/ toplayarak sesini duvarlarından, gözünü kilitsiz kapıdan hiç ayırmadan

Cevat Çeştepe

Bir Güzel Uzun Şiir

Beni sen akşamcı ettin
Hayal sevgilim
Elde kadeh
Dilde sen
Her akşam bu sofrada bir rüzgardır esen

Yıldızlara isimler verdim kendimce
Biri hayal
Biri gurbet
Biri hasret
Biri hep o güzel memlekettir memleket
Sokaklarında büyüdüğüm seninle
Buluştuğum gözlerinle
O güzel memleket bir yıldıza adını verdi
Akşamları göğe kaldır başını seyret
Belki geçmişin ışıkları henüz sönmemiştir
Belki resimler kaybolmamıştır
Belki isimler unutulmamıştır
Belki batmayı unutmuş güneşler vardır gökte
Seyret aynaya bakmadan seyret gökyüzünü
Bir yıldız göz kırpıyorsa
Veya bir ışık kayıyorsa
Benim kadehimdir şerefine kalkan
Işıklara doğru
Sana doğru
Şiirler geliyor gökyüzünden
Bu bilinmeyen hayal meyhanesinden

Beni kimse görmedi
Ben kimseye el sallamadım
Seninle meşguldum
Tanıdıklar görmüşse de ben onları tanımadım
İnanır mısın senden başkasını da pek sallamadım

Baharlar açıyor toprakla birlikte ben de canlanıyorum
Hayallerimi uçurtma yaptım
Gökyüzünde yalpa yalpa yalpalanıyorum
Birşey göremiyorum uzaktan sana uzanamıyorum
Adını çağıracağım bir kimse de yok
Hep yalnız yürümüşüm sokaklarda demek ki
Sana bakayım derken kimse kalmamış yanımda
Bir senin adın var aklımda
Onu da söyleyemem
Onu bağıramam özgürce
Adını tutukladım beynimde salıvermek yok
Havalandırma bile yasak
Voltayı hayallerimde atacaksın
Sen kimseye görünmeyeceksin

Gel be dünya, evinden atma beni hayata çok alıştım
Azraile satma beni
Sana söylerim beni vermezsen ellere
İsimleri itiraf ederim
Bir konuşsam sarsılırsın

Beni sen akşamcı ettin hayal sevgilim
Elde kadeh
Dilde sen
Meyhane beğen meyhanelerden
Küfürlere karıştı gecenin çığlıkları
Sesim sesine ulaşmaz
Aşk buna mı derler
Kavuşulmazsa büyür
Kavuşulursa erir


Ben seni seyrederdim
Köşeden
Arkana takılırdım anlamazdın akşam üstleriydi
Bizlerle pek oynamazdın
Bir yakan toptu son oyunumuz
Ellerin ellerimi yaktı
Gözlerin gözbebeklerimi
Bisikletimde kaldı sıcaklığın
Bisikletim yok şimdi

Beni sen akşamcı ettin
Hayal sevgilim
Elde kadeh
Dilde sen
Bir de o zümrüt gözlerinde öpüşen
Mutlu çocuk
Nereye yolculuk bile demeden
Gittin evlendin
Seslenemedim
Seni hiç görmedim
Ben ölmedim
Sen ölmedin
Neredeydin bilemedim
Bir tebrik de edemedim

Şimdi eski dostlara rastlıyorum
Herbiri bir yerde
Kimi okumuş kimi zengin
Kimi mutlu
Kimi bezgin

Ben bir dünya tatlısı ile evliyim şimdi
Dünyaya bunca bağlanmam onun eseriydi
Şiirler yazdım ona şarkılar oldu
Bu kadeh onunla doldu
Seni inattan soruyorum herkese
Daha neler var bu şiir devam ederse

Bırakma hayallerimi
Hayal güzelim
Ben akşamcıyım
Sen akşamsın
Bir güzel bestede şarkısın dinlediğim
Bir özlemsin bitiremediğim
Dün gibi herşey oysa
Dün gibi ama
Zamana şehir de dayanamamış
Yıkılmış
Sokaklar süklüm püklüm
Ağaçlar büyümüş ve çürümüş
Bizse yaşamadıklarımıza inat saçlarımızda beyazlar
Sokaklarda maziyi arıyoruz
Yanılıyoruz dostum
Yanılıyoruz
Zaman geldi biz ayrılıyoruz
Ben sana alıştım hayat
Darılırım gidersen
Bir daha yüzüne bakmam
Şerefsizim yanına bile gelmem

Bu şiir uzayacak
Hayal güzelim
Yorulduysan git
Laf lafı
Laf mısrayı açıyor
Bende uyku yok
Zaman azaldıkça
Uykum kaçıyor
Daha uzun kalmak ayakta
Sanki daha uzun yaşamak gibi
Hiç uyumasam ömrüm iki katına çıkar mı
Aldanmak mı yoksa hayallerim
Ömür nedir
Hayat nedir hayal nedir
İşte şu oturduğum sedir nelere şahittir
Ben bilmem o da dünyada ben de
Belki o sedir daha bir kıymetlidir
Herşey izafi hayal sevgilim
Güzel
Çirkin
İyi
Kötü
Uzun
Kısa
Ve daha neler neler
Adına sıfat dediğin ya da nitelik
Asıl olan
Mutlakla birliktelik

Sazlıklarda bir kamış
O kamış neye yaramış
Diye sorma
Kamış kamış olmuşsa mutlaka
Birşeye yaramıştır
Hani insan insan olmuşsa da aynısıdır
Palavra gayrısıdır
Ben bıkmadım yaşamaktan
Yaratan bıktırmasın
Aşk ile yansın yüreğim
Ayakkabım sıktırmasın

Haşim adam bıçaklıyor mu sokaklarda
Yüksel’i dövdüler mi kapıda
Vay anam ne kıymetliymiş gözlerin sen hala kaçır onları

Mahallenin bebeleri birbirine girsin senin için
Elyüz kan içinde elin oğlu şenli
Bizi bize kırdırttın
Güzeller güzeli
Hayal şehrin hayal kızı
Helal olsun sana
Akan kanlar yoluna şerbettir senin

Beni sen akşamcı ettin hayal güzelim
Ötekiler ne oldu bilmem
Biri emekli olmuş
Öbürü elini tornaya kaptırmış
Biri de terörist dediler
En akıllısı manifaturacı, müteahhit
Kapatmış hayal şehrin arsalarını
Sonra önüne gelene satmış

Ben kiraladım yanındaki meyhaneyi

Parasız mey satarım karşılığında muhabbet
Ben sana hapsoldum müebbet
Yine de diyorum kendime be adam haline şükret
Ya idam olsaydı cezan
Af da etmezdi devlet

Bu şiir ah bu şiir seni bana getirsin
Ne işim varsa beni alıp bitirsin
Sesler uzakta kaldı
Yaşlar yaş olmaktan çıkmak üzere
Bu şiir seni bana getirecek mi bilemem
Ama ben kalkıp gideceğim uzaklara
Aklımı bırakıp
Aşkımı bırakıp
Bir de yakamı bıraksam
Kurtulacağım
Sana bir sepet çiçek yollayacağım
İsimsiz
Bir kucak şiir
Bitimsiz

Ellerimde güller açmış
Sabah çiğleri üzerinde
Fırından sıcak ekmek kokusu yayılır
Çocukluğumun istüne
Uyanmak ne de zordur okul varsa
Sen uykularımı bölerdin
Buğdaylı rüzgar kokusuyla
Büyüdük herşeyi büyüttük
Aşkı
Hasreti
Milleti
Sen neredesin ey sevgili

alıntı