Okunma

2294

Ünlü şairlerin sözleri şairlerden güzel sözler düşündüren sözler şairlerin sözleri şair
 
• Dünya güzeldir, ama bir şairin gözüyle daha da güzel olur. (Goethe)
 
• İnsanlar hatalarını mutluyken değil ancak mutsuzken anlar. (Daniel Defoe)
 
• Nankör insan, her şeyin fiyatını bilen fakat hiçbir şeyin değerini bilmeyen kimsedir. (Oscar Wilde)
 
• Dünyada başarı kazanmanın iki yolu vardır: Ya kendi aklından faydalanmak, yahut da başkalarının akılsızlığından faydalanmaktır. (La Bruyere)
 
• Hayat merdivenlerini çıkarken, insanlara iyi davranalım. Çünkü inerken gene aynı insanlara rastlayacağız. (Cenap Şahabettin)
 
• Güzel olan sevgili değildir, sevgili olan güzeldir. (Tolstoy)
 
• Güzellik, çoğu zaman kusurları gizleyen bir örtüdür. (Balzac)
 
• Bir insanın gerçek zenginliği, onun bu dünyada yaptığı iyiliklerdir. (HZ.MUHAMMED (s.a.v))
 
• İnsanlar başaklara benzerler, içleri boşken başları havadadır, içleri doldukça eğilirler. (Montaigne)
 
• Aşk, imkansız birçok şeyi mümkün kılar. (Goethe)
 
• Gerçek bir arkadaş, iki gövdede yaşayan bir ruhtur. (Aristo)
 
• Kadın olsun , kitap olsun cildine aldanmayıp içindekilere bakılmalıdır. (Cenap Şahabettin)
 
• Aşk köprü kurmaktır. İnsanlar köprü kuracakları yerde, duvar ördükleri için yalnız kalırlar. (Newton)
 
• Ayni dili konuşan değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilirler. (Mevlana)
 
• Para açlığı giderir, mutsuzluğu değil, yemek mideyi doyurur, ruhu değil. (Shaw)
 Zor is, zamaninda yapmamiz gereken fakat yapmadigimiz kolay islerin birikmesiyle meydana gelir. (J.J.Rousseou)
 
• Nankör insan, herseyin fiyatini bilen, fakat hiçbir seyin degerini bilmeyen insandir. (Oscar Wilde)
 
• Atalarindan sana kalani haketmeye bak! Yoksa senin olmazlar. (Goethe)
 
• Kıskançlıkda gururun payı aşktan fazladır. (La Rochefoucauld)
 
• Erkekler kadınların ilk aşkı, kadınlar erkeklerin son aşkı olmak ister. (Oscar Wilde)
 
• Akıllı olmak da bir şey degil, mühim olan o aklı yerinde kullanmaktır. (Descartes)
 
• Ben senin beni sevebilme ihtimalini sevdim. (Yilmaz Erdogan)
 
• Baskalarını sık sık affedin, ama kendinizi asla… (Publilius Syrus)
 
• Gerçek aşkta ne vefa vardır ne cefa…. (Mevlana)
 
• Insan ne kadar büyük ruhlu olursa, aşkı o kadar derin bir şekilde duyar. (Leonardo da Vinci)
 
• Insanları iyi tanıyın, her insani fena bilip kötülemeyin, her insanı da iyi bilip övmeyin (Mevlânâ)
 
• Olgun insan güzel söz söyleyen değil, söylediğini yapan ve yapabileceklerini söyleyen adamdır. (Confucius)
 
• Yemine gerek görmeyecek kadar sözlerine sadık ol. (Dale Carnegie)
 
• En çok hoşumuza giden insan kendimize benzettiğimiz insandır. (Moliere)
 
• Insanları yükselten iki büyük vasıf vardır; erkeğin mert, kadının namuslu olması. (Napoleon)
 
• Aşk, eşeğe bile dansettirir (Fransız atasözü)


 

• Beklemesini bilenin her şey ayağına gelir. (Balzac)
 
• Bir mum diğer bir mumu tutuşturmakla, ışığından bir şey kaybetmez.

(Mevlana)
 
• Sevdiğini elde edemezsen, elde ettiğini sevmeye çalış.

(Corneille)
 
• Başa kakılan bir iyilik daima hakaret yerini tutar.

(Racine)
 
• Yaptığın iyiliği hatırlama, gördüğünü unutma.

(C.Chillon)
 
• Hile, oyunu kazandırsa da, kaderi değistirmez.

(La edri)
 
• Sevgi insanlıgın, şiddet hayvanlıgın kanunudur.

(Gandi)
 
• Dostuna da düşmanına da yardım et. Çünkü o zaman,dostunla daha yakın dost, Düşmanınla da dost olursun.

(Cledbul)
 
• Eğer bir kimseyi kimse sevmiyorsa, bunun sebebini araştırmalıdır. Eğer bir kimseyi herkes seviyorsa bunun sebebini de araştırmalıdır.

(King Dse)
 
• Ne söyleyeyim diye başta düşünmek, niçin söyledim diye sonunda pisman olmaktan iyidir!

(Sadi)
 
• Çiçeğin dikeni var diye üzüleceğimize, dikenin çiçeği var diye sevinelim.

(Goethe)
 
• Yemine gerek görmeyecek kadar sözlerine sadık ol.

(Dale Carnegie)
 
• Hiçbir zaman çıktığın kapıyı hızla çarpma, geri dönmek isteyebilirsin.

(Don Herold)
 
• Sevgi birliğe, bencillik yalnızlığa götürür.

(Schiller)
 
• Yalnız seni sevenleri sevmek sevgi değil, değiş tokuştur.

(Cenap Şahabettin)
 
• Karanlığı lanetlemektense, bir mum yakın.

(Konfüçyus)
 
• Yüzünü güneşe çeviren insan, gölge görmez.

(Helen Keller)
 
• İyimser kişi, yaranın üstünde artık kabuk, kötümser kişi ise kabuğun altında yine yara görür.

(Shakespeare)
 
• İki şeyin elden gitmeden değerini takdir etmek zordur; sağlık ve gençlik.

(Hz. Ali)

 
Ünlü şairlerin sözleri
 
Hiçbir mutluluk; sonu iyi biten acı kadar lezzetli değildir…
 [ Quintus Horatius Flaccus ]
 
Kral da, dilenci de aynı iştahla acıkırlar.


 [ Michel de Montaigne]
 


Senin için ölürüm dedi.Benim için zaten öldün dedim. Cesedini alıp çıktı…


 [Küçük İskender]
 
Anladım ki aşk ; Her iki tarafı da mağdur eden, Yürekte izinsiz gösteri yapan, mutluluk karşıtı bir eylem…

 
[Can Yücel]
 


Sevmek, birini bulmak veya kazanmak değil… Bir başkasında kendini bulmaktır…


 [Emma Goldman]
 

Gözyaşının bile görevi varmış. Ardından gelecek gülümseme için temizlik yaparmış. [Mevlana]
 
Yedi…(tepe) bitirdi…
 
Ve yeniden düşülen tuzaklar .. onca şeye rağmen hiç akıllanmamışçasına .. yazık etmekte ömre, gençliğe.
 
Ve bulunan tek çare dolaşmak mıdır yine avare avare? Elinde bir şişe,
 …ağızdan çıkan koyu bir duman ve nemli bir çift göz .. Çekilen tüm
 acıların sonuç noktası mıydı yine?
 
Ah ulan İstanbul! diyip gerisini getirememenin acısını ah o yar nereden
 bilecek? O hiç divane divane dolaşmış mı ki yeditepenin üzerinde?
 
[Çağrı Öz]


 
Ünlü şairlerin aşk şiirleri, ünlü aşk şairlerinden ayrılık şiirleri, ünlü şairlerin şiirleri
 
Aşk Kitabı
 
Ne olur söyleyin sevenler bana
 Ayrılmak kanun mu aşk kitabında
 El ele tutuşup gülmeden daha
 Terk etmek kanun mu aşk kitabında
 
Ümitlerim kırıldı bitti
 Hayallerim yıkıldı gitti
 Bu dert beni benden etti
 Sevdim sevdim bak ne hale geldim Her seven sonunda düşüyor derde
 Bu aşk kitabının yazanı nerde
 Bir aşık inandı çok sevdi diye
 Terk etmek kanun mu aşk kitabında
 Ahmet Selçuk İlkan
 Aşk
 
Aşk dediğin nedir ki
 Tenden bedenden sıyrık
 Çocukların içinde
 Yaşadığı bir çığlık
 
Aşk dediğin nedir ki
 Histen nefesten varlık
 Umutsuzluk içinde
 Karanlığa son ıslık
 Ahmet Hamdi Tanpınar
 
KARADUT
 
Karadutum, çatal karam, çingenem
 Nar tanem, nur tanem, bir tanem
 Ağaç isem dalımsın salkım saçak
 Petek isem balımsın, ağulum
 Günahımsın, vebalimsin.
 
Dili mercan, dizi mercan, dişi mercan
 Yoluna bir can koyduğum,
 Gökte ararken yerde bulduğum,
 Karadutum, çatal karam, çingenem,
 Daha nem olacaktın bir tanem?
 Gülen ayvam, ağlayan narımsın
 Kadınım, kısrağım, karımsın..
 
II
 
Sigara paketlerine resmini çizdiğim,
 Körpe fidanlara adını yazdığım,
 Karam, karam,
 Kaşı karam, gözü karam, bahtı karam
 Sıla kokar, arzu tüter
 Ilgıt ılgıt, buram buram.
 Ben beyzade, kişizade,
 Her türlü dertten topyekun azade
 Hani şu ekmeği elden suyu gölden.
 Durup dururken yorulan,
 Kibrit çöpü gibi kırılan,
 Yalnız sanat çıkmazlarında başını kaşıyan,
 Artık otlar, göstermelik atlar gibi bedava yaşayan,
 Sen benim mihnet içinde yanmış kavrulmuşum.
 
Netmiş, neylemiş, nolmuşum,
 Cömert ırmaklar gibi gürül gürül,
 Bahtın karışmış bahtıma çok şükür.
 Yunmus, yıkanmış adam olmuşum.
 
Karam, karam
 Kaşı karam, gözü karam, bahtı karam
 Sensiz bana canım dünya haram olsun…
                                        Bedri Rahmi Eyüboğlu
 

 
 
ÂŞIK MERDİVENİ
 
Dişli rüzgârlara karşı büyüttüm
 Düşman gecenin içinde seni.
 Bir damlacık aydınlığım
 Kalemime kâğıdıma şavkı vuran,
 Avucumda koruduğum bugüne.
 
Koşuyorum dağların, dağların köpüğünde
 Kaygan sütünde ormanların.
 Koşuyorum, koşuyorum beyaza doğru,
 Koşuyorum cam gibi dumanın peşi sıra.
 Küçük kız köşkünde türküler mavi.
 İşte atmadan vurduğum ibibik,
 İşte taş, işte yosun, işte hokkabaz sağdıç,
 Koşuyorum seyrek sakallı bulutların
 Sırıtıyor yedek beygiri taflanların ardında.
 
Koşuyorum yarınların çağrısına,
 Bitimine karanlığın…
  Oktay Rıfat
 
ESKİ ZAMAN AŞIĞI
 
Ben eski zaman aşığıyım
 Sevda çeker düşünürüm ağlarım
 Bazen tilki kadar kurnaz bazen akılsız
 Bazen çocuk gibiyim bacak kadarım
 Herkes aşık olur sevdalanır
 Bir yolu var gönül çekmeninde
 Benimki sevda değil ateşten gömlek
 Bir kar düşmüş ışıl ışıl yanar içimde
 Ama ben eski zaman aşığıyım
 Sevmek kadar katlanmak ta gelir elimden
 Gece hayalimde gündüz fikrimde
 Ela gözlü o yar çıkmaz gönülden …
 Oktay Rıfat
 
BİTTİ O SEVDA
 
Bitti o sevda kesildi çığlıkları martıların
 Su gibi bitti, suya karşıt gibi bitti
 İtti kıyıyı adına deniz dediğimiz şey
 Unuttuk ikimiz de her türlü yetinmezliği
 Kaybetti kumarda gözlerim
 Kaybetti kumarda gözleri.
 
Bir koru rüzgârlandı göğüs boşluğumuzda sanki
 Uzaklaştı ağaçlar birbirlerinden
 Yakınlaştı ağaçlar birbirlerine
 Yani her soluk alıp verişimizde bizim
 Bir mekik gibi kalbin
 Bir mekik gibi kalbim
 İşleyip durdu bu yitikliği yeniden.
 
Ne kaldı
 Farkında mısın bilmem
 Gündüzler..
 Gündüzler biraz azaldı.
  Edip Cansever
 
UZAK YAKINLIK
 
Soruyordun,
 İlkyaz işte
 Uyanıp bir bahçeyi dinliyoruz
 Tenhalık böyle.
 
Dallar mı kırılmış, sarmaşıklar mı toz içinde
 Beklesem hemen gelecek olduğun
 Tam öyle olduğun
 Oysa hep yanımdasın, seninle her şey yanımda
 Kırık dökük de olsa yanımda
 Mesela çok sevdiğin bir deniz bile yanımda
 O deniz ki aramızda hiç kımıldamadan
 Erkeğini iyi tanıyan bir kadın gibi yorgun.
 
Yarısı yenmiş bir elmaydık bana sorarsan
 İkimizdik, iki kişi değildik
 Bakıyorsak birlikte bakıyorduk gözlerimin içine
 Birlikte gözlerinin içine bakıyorduk senin
 Yanlıştı, doğruydu, hiç bilmiyorum
 Sanki bir bakıma ayrılık böyle.
 
Karşılıklı otursak da ne zaman
 Masa örtüsünü ikiye bölen ellerimizdi
 Bir tırnak yeşilinden gerisin geriye,
 Ayak bileklerimizden gerisin geriye,
 Bütün bunlar gereksiz, bilmiyorum sanma
 Gereksiz ama yalnızlık böyle…
 Edip Cansever
 
SENİ YAŞAMAK
 
Seni her özlediğimde sevgilim,
 Gökyüzüne bakıyorum;
 Göğün mavisinde gözlerini görüyorum çünkü.
 Seni her özlediğimde bir tanem,
 Denizlere bakıyorum.
 Ufuğa bakınca mucizeni görüyorum çünkü.
 Seni her özlediğimde bir tanem,
 Kuşlara bakıyorum.
 O kanatlardaki özgürlüğünü görüyorum çünkü.
 Ve aşkım, seni her özlediğimde,
 Adında isyan ediyorum.
 Seni özlemek istemiyorum ben,
 Ben seni yaşamak istiyorum,
 Seni her özlediğimde sana bakmak istiyorum
 Ve seni sende görmek sadece
 Behçet  Necatigil
 
GİZLİ SEVDA
 
Hani bir sevgilin vardı
 Yedi sekiz sene önce,
 Dün ona rastladım
 Sevindi beni görünce.
 
Sokakta ayaküstü
 Konuştuk ordan burdan.
 Evlenmiş, çocukları olmuş
 Bir kız, bir oğlan,
 Seni sordu.
 Hiç değişmedi, dedim.
 Bildiğin gibi…
 Anlıyordu.
 
Mesutmuş, kocasını seviyormuş.
 Kendilerininmiş evleri..
 Bir suçlu gibi ezik,
 Sana selam söyledi…
 Behçet Necatigil
 
AŞK
 
Sen kocaman çöllerde bir kalabalık gibisin,
 Kocaman denizlerde ender bir balık gibisin.
 Bir ısıtır,bir üşütür,bir ağlatır,bir güldürür;
 Sen hem bir hastalık hem de sağlık gibisin.
 Özdemir Asaf
 
AŞK
 
Aşk kaçmaktan çok kovalamayı sever,
 Görmekten çok özlemeyi,
 Dokunmaktan çok düşlemeyi,
 Ve aşk öyle haindir ki,
 Nerde imkansız varsa onu sever…
 Özdemir Asaf
 
MASALDAKİ YALNIZLIK
 
Ben yalnızlığı
 Gökte uçar gördüm.
 Ben yalnızlığı
 Garip, naçar gördüm.
 Ben yalnızlığı
 Gelir geçer gördüm…
 Cahit Külebi
 
SEVDA BAHÇESİ
 
Bir gül, mahzun durur bahçede,
 Yaprakları yorgun.
 Sen pembe güllerin en pembesi,
 Hasta, solgun..
 
Bir gül, taze durur bahçede
 Yaprakları diri.
 Sen beyaz güllerin en beyazı
 Sabahlar kadar iri..
 
Bir gül, baygın durur bahçede
 Yaprakları serin.
 Sen sarı güllerin en sarısı
 Yağmur gibisin..
 
Pembe gül hülyandır açılmış,
 Beyaz gül yanakların,
 Sarı gül dağınık saçlarındır,
 Ve mahzun kalbim ateş gibi
 Yanan dudaklarındır…
 Cahit Külebi
 
GİZLİ BAKIŞLAR
 
Bir bakış ki açıyor gönül muammasını,
 İki sevdalı kalbin en gizli yarasını,
 Bir bakış ki kudreti hiç bir lisanda yoktur,
 Bir bakış ki bazen şifa, bazen zehirli oktur.
 
Bir bakış, bir aşığa neler anlatır,
 Bir bakış, bir aşığı saatlerce ağlatır
 Bir bakış, bir aşığı aşkından emin eder,
 Seven insanlar daima gözleriyle yemin eder…
 Faruk Nafiz Çamlıbel
 
KISKANÇ
 
Sakın bir söz söyleme, yüzüme bakma sakın
 Sesini duyan olur, sana göz koyan olur
 Düşmanımdır seni kim bulursa cana yakın
 Anan bile okşasa benim bağrım kan olur.
 
Dilerim Tanrı’dan ki sana açık kucaklar
 Bir daha kapanmadan kara toprakla dolsun
 Kan tükürsün adını candan anan dudaklar
 Sana benim gözümle bakan gözler kör olsun…
 Faruk Nafiz Çamlıbel
 
SEVGİ DUVARI
 
Sen miydin o, yalnızlığım mıydı yoksa
 Kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi.
 Dilimizde akşamdan kalma bir küfür,
 Salonlar, piyasalar, sanat sevicileri.
 Derdim günüm insan içine çıkarmaktı seni,
 Yakanda bir amonyak çiçeği.
 Yalnızlığım benim, sidikli kontesim,
 Ne kadar rezil olursak, o kadar iyi.
 
Kumkapı meyhanelerine dadandık,
 önümüzde altınbaş, altın zincir fasulye pilakisi,
 Ardımızda görevliler, ekipler, hızırpaşalar,
 Sabahları açıklarda bulurlardı leşimi.
 Öyle sıcaktı ki çöpçülerin elleri,
 Çöpçülerin elleriyle okşardın beni.
 Yalnızlığım benim, süpürge saçlım,
 Ne kadar kötü kokarsak, o kadar iyi.
 
Baktım gökte bir kırmızı bir uçak,
 Bol çelik, bol yıldız, bol insan.
 Bir gece sevgi duvarını aştık,
 Düştüğüm yer öyle açık, seçik ki.
 
Başucumda bir sen varsın, bir de evren.
 Saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi
 Yalnızım benim çoğul türkülerim,
 Ne kadar yalansız yaşarsak, o kadar iyi…
     Can YÜCEL
 
SUDA
 
Bir çift yaprakmış dalında yumuşacık,
 Tutmuşum tutmuşum ellerinden senin;
 Düşmüşüz yavaşça bir sâkin derenin
 İçindeymişik, yeşilmişik, sazmışık.
 
Balıklar gibiymiş, sessiz ve karanlık,
 Yüzermiş saçların, yüzermiş nefesin;
 Susarmışız öyle, bir sâkin derenin
 İçindeymişik, yeşilmişik, sazmışık.
 Can YÜCEL
 
NERDESİN
 
Geceleyin bir ses böler uykumu,
 İçim ürpermeyle dolar: -Nerdesin?
 Arıyorum yıllar var ki ben onu,
 Aşıkıyım beni çağıran bu sesin.
 
Gün olur sürüyüp beni derbeder,
 Bu ses rüzgarlara karışır gider.
 Gün olur peşimden yürür beraber,
 Ansızın haykırır bana: -Nerdesin?
 
Bütün sevgileri atıp içimden,
 Varlığımı yalnız ona verdim ben,
 Elverir ki bir gün bana derinden,
 Ta derinden bir gün bana “Gel” desin.
 AHMET KUTSİ TECER
 
Tutkun Uykusu
 
Her gece açıp penceremi bağırıyorum:
 “Seni seviyorum!duyuyor musun?”
 Arada evler ,oteller , dükkanlar
 Çekip o evleri,otelleri bir kenara
 Her gece sokak sokak seni arıyorum
 
Arada rıhtım var,deniz var,vapurlar…
 Denizi ,vapurları koşa koşa geçiyorum
 Ay altında kalkan uçaklara yetişip
 İtiş kakış bilekler, eller, ayaklar
 Her gece sana doğru geliyorum tekrar tekrar…
 NECATİ CUMALI
 
ÇAKIL
 
Seni düşünürken
 Bir çakıl taşı ısınır içimde
 Bir kuş gelir yüreğimin ucuna konar
 Bir gelincik açılır ansızın
 Bir gelincik sinsi sinsi kanar
 
Seni düşünürken
 Bir erik ağacı tepeden tırnağa donanır
 Deliler gibi dönmeğe başlar
 Döndükçe yumak yumak çözülür
 Çözüldükçe ufalır küçülür
 Çekirdeği henüz süt bağlamış
 Masmavi bir erik kesilir ağzımda
 Dokundukça yanar dudaklarım
 
Seni düşünürken
 Bir çakıl taşı ısınır içimde.
 Bedri Rahmi Eyüboğlu
 
SEVDA ÜSTÜNE
 
Bütün kitapları yakmalı,
 Sevda üstüne ne söylemişlerse yalandır!
 Kitaplara göre insan,
 Karanlıkta yüzüne bin mumluk lamba tutulmuş,
 Gözleri, yüreği kamaşmış insandır.
 Aptaldır, hastadır, kahramandır.
 
Bütün kitapları yakmalı,
 Sevda üstüne ne söylemişlerse yalandır!
 İçinde bir tek suret yaşayan yüreğe
 Yürek mi derler?
 Bir tek yaprak veren dalın boynun burarlar,
 Bir tek meyve veren dalı keserler..
 
İnsan dediğin bir buğday tarlası gibi olmalı,
 Esti mi rüzgar, bir değil, milyonlar için esmeli,
 Bir tek meyve veren dalı kesmeli.
 İnsan dediğin derya misali,
 Üstünde milyonlarca dalga,
 İçinde kıyametler kopmalı.
 İnsan dediğin derya misali,
 Uçsuz bucaksız olmalı..
 
Gel çıkalım sevgilim, gel
 Gel kurtulalım birler hanesinden,
 Çekelim gidelim bir uçtan uca,
 Açalım yüreğimizin kapılarını sonuna kadar,
 Sevelim, sevelim, sevelim,
 Sevebileceğimiz kadar…
 Bedri Rahmi Eyüboğlu
 
SENSİZ
 
Yağmurun tadı yok sensiz
 Ne kış ne bahar
 Mehtap bile inek gibi bakar
 Mavi bir boşluk deniz.
 Tadı kalmadı şarkıların
 İçki kadehi soğuk
 Dün , bugün , yarın
 Manasız donuk
 Sen olsaydın eğer
 Seninle gelseydi yağmur
 Kar , tipi , çamur
 Koymazdı bu kadar .
 Mehtap göz kırpardı tatlı tatlı
 Zeki ve çapkın
 Ses ve ışık dolardı deniz
 Dalgalar cana yakın .
 Varsın bağırsın sarhoşlar , satıcılar
 Kar kış kıyamet kopsun
 Bahar canı isterse olsun
 Akşam da olmayaydı sabahta
 Beraberdik sevapta , beraberdik günahta
 Yağmurun tadı yok sensiz
 Ne kış ne bahar
 Mehtap bile inek gibi bakar ,
 Mavi bir boşluk deniz
 Sıtkı Tuncer
 
SEN GELMEYİNCE
 
Sen gelmeyince gam gelir
 O burukluk sularda yansıyan
 Bir tasa ki bırakmaz
 Sabah gelir akşam gelir .
 Bıçak sapladın bağrıma
 Gam getirdin kervan kervan
 Bir karabulut gibi çöktün yaşantıma .
 Bak yavrum yokluğun işte
 Elimi uzatsam tutacağım
 Öyle alıştım ki hasretine
 Seni unutacağım
 Sıtkı  Tuncer
 
ÜÇÜNCÜ ŞAHSIN ŞİİRİ
 
Gözlerin gözlerime değince
 Felaketim olurdu, ağlardım
 Beni sevmiyordun, bilirdim
 Bir sevdiğin vardı, duyardım
 Çöp gibi bir oğlan, ipince
 Hayırsızın biriydi fikrimce
 Ne vakit karşımda görsem
 Öldüreceğimden korkardım
 Felaketim olurdu, ağlardım
 Ne vakit Maçka’dan geçsem
 Limanda hep gemiler olurdu
 Ağaçlar kuş gibi gülerdi
 Sessizce bir cigara yakardın
 Parmaklarımın ucunu yakardın
 Kirpiklerini eğerdin, bakardın
 Üşürdüm, içim ürperirdi
 Felaketim olurdu, ağlardım
 Akşamlar bir roman gibi biterdi
 Jezabel kan içinde yatardı
 Limandan bir gemi giderdi
 Sen kalkıp ona giderdin
 Benzin mum gibi giderdin
 Sabaha kadar kalırdın
 Hayırsızın biriydi fikrimce
 Güldü mü cenazeye benzerdi
 Hele seni kollarına aldı mı
 Felaketim olurdu, ağlardım
 ATTİLA İLHAN
İnsan Sevgisi İle İlgili Şiirler Ünlü Şairlerden
İnsan Sevgisi İle İlgili Şiirler
 
İnsan Sevgisi Konulu Şiirler ünlü şairlerden
 

Dostluk
 
Biz haber etmeden haberimizi alırsın,
 yedi yıllık yoldan kuş kanadıyla gelirsin.
 
Gözümüzün dilinden anlar,
 elimizin sırrını bilirsin.
 
Namuslu bir kitap gibi güler,
 alnımızın terini silersin.
 
O gider, bu gider, şu gider,
 dostluk, sen yanı başımızda kalırsın
 
Nazım Hikmet
 


Severim Ben Seni Candan İçeri
 
Severim ben seni candan içeri,
 Yolum ötmez bu erkandan içeri.
 
Nereye bakar isem dopdolusun,
 Seni kanda koyam benden içeri!
 
O bir dilberdürür yoktur nişanı
 Nişan olur mu nişandan içeri.
 
Beni benden sorman, bende değülüven,
 Suretim boş yürür dondan içeri.
 
Beni benden alana ermez elim,
 Kadem kim basa sultandan içeri.
 
Tecelliden nasib erdi kimine,
 Kiminin maksudu bundan içeri.
 
Kime didar gönülden şule değse
 Onun şulesi var, günden içeri.
 
Senin aşkın beni benden alıptır,
 Ne şirin dert bu; dermandan içeri.
 
Şeriat, tarikat yoldur varana,
 Hakikat, marifet, andan içeri.
 
Süleyman kuş dilin bilir dediler
 Süleyman var Süleyman'dan içeri.
 
Unuttum, din-diyanet kaldı benden.
 Bu ne mezhepdürür, dinden içeri.
 
Dinin terkedenin küfürdür işi,
 Bu ne küfürdür, imandan içeri.
 
Geçer iken, Yunus, şeş oldu dosta,
 Ki kaldı kapıda andan içeri...
 
Yunus Emre
 

Dostlar Irmak Gibidir
 
Dostlar ırmak gibidir
 Kiminin suyu az,kiminin çok
 Kiminde elleriniz ıslanır yalnızca
 Kiminde ruhunuz yıkanır boydan boya
 
İnsanlar vardır;
 Üstü nilüferlerle kaplı,
 Bulanık bir göl gibi...
 Ne kadar uğraşsanız görünmez dibi.
 Uzaktan görünüşü çekici aldatıcı
 İçine daldığınızda ne kadar yanıltıcı...
 Ne zaman ne geleceğini bilmezsiniz;
 Sokulmaktan korkarsınız,güvenemezsiniz!
 
İnsanlar vardır;
 derin bir okyanus...
 İlk anda ürkütür,korkutur sizi.
 Derinliklerinde saklıdır gizi,
 Daldıkça anlarsınız,daldıkça tanırsınız;
 Yanında kendinizi içi boş sanırsınız.
 
İnsanlar vardır,
 coşkun bir akarsu...
 Yaklaşmaya gelmez,alır sürükler.
 Tutunacak yer göstermez beyaz köpükler!
 Ne zaman nerede bırakacağı belli olmaz;
 Bu tip insanla bir ömür dolmaz.
 
İnsanlar vardır;
 sakin akan bir dere...
 İnsanı rahatlatır,huzur verir gönüllere.
 Yanında olmak başlı başına bir mutluluk.
 Sesinde,görüntüsünde tatlı bir durgunluk.
 
İnsanlar vardır;
 çeşit çeşit,tip tip,
 Her biri başka bir karaktere sahip.
 Görmeli,incelemeli,doğruyu bulmalı.
 Her şeyden önemlisi insan,insan olmalı...
 
İnsanlar vardır;
 berrak,pırıl pırıl bir deniz.
 Boşa gitmez ne kadar güvenseniz.
 Dibini görürsünüz her şey meydanda.
 Korkmadan dalarsınız,sizi sarar bir anda.
 İçi dışı birdir çekinme ondan.
 Her sözü içtendir,her davranışı candan...
 
Can YÜCEL
 

Dost
 
Bir gece habersiz bize gel
Merdivenler gıcırdamasın
Öyle yorgunum ki hiç sorma
Sen halimden anlarsın
Sabahlara kadar oturup konuşalım
Kimse duymasın
Mavi bir gökyüzümüz olsun kanatlarımız
Dokunarak uçalım.

insanlardan buz gibi soğudum
işte yalnız sen varsın
Öyle halsizim ki hiç sorma
Anlarsın.
 
Cahit Külebi

Bilge Karasu Şiirleri
 
Bilge Karasu Aşk sözleri
 
"Kendimi bir ona göstereceğim. Ondan sonra öleceğime göre önemi kalmaz. Bir ona göstereceğim, çünkü, bir yerinden yırtılmamış bir gizliliğin de tadı yoktur."
 
Derinde Kör Balık Mavisi

Ben derin deniz balıklarının yüzüşünde kör dalgın
 yosunlara sürünen karnımın arıklığı içinde onların
 rengini bilemeden
 
Karanlığın içinde yukarının ışığını unutmuşçasına unutmamışçasına
 arar bulur yitirirken maviyi bir daha
 bulamayacakmışçasına yitirmiş
 
Gözlerimizin yanından yanlarından akan soğukları serinleri
 ısınmaz sanıp ağzımı loş sulara boş sulara diri etlere saplanan
 dişlerime kal etmiş
 
Usta dalgıçların serptikleri gök taşlarını zümrütleri yakutları
 kırallarını eğlendirmek için dalıp ciğerlerini
 kusasıya kovaladıklarında
 
can taşlarını onlardan önce bulup kapan ciğerlerini daha kolay
 kusmaları için derine daha derine kendi sularımın
 karanlığına çeken
 
Soğuğun tükenmeyeceğini ışığın çekildiğini diplere
 hiçbir zaman erişemeyeceğini sanan ben birden
 bir çukurdan
 
Ağan maviyi gördüm kara değil boz değil yeşil bile değil
 susuz bitkisiz doruksuz maviyi ısınan suların içinden
 unuttum
 her şeyi suyun yüzü olduğunu mavinin güneşe karıştığı yerde
 başka mavilerle birleştiğini suyun
 ısındığı yerde
 
unuttum yokoldu onlar dip suları ısınmaz artık
 bir yerde herşey bitti mavide yaşıyoruz
 
Ben derin deniz balıklarının yüzüşünde kör dalgın
 maviyle çarpıştığımız mavileştiğim balıklaştığı
 körlüğümüzün aydınlandığı
 yerde

Şair Eşref Eşme
 
Şair Eşref Eşme şiiri sözleri
 
"Eşme dedikleri iki dükkan bir fırın
Peynir ekmek yemekten ne ağız kaldı ne burun!
Kazara kaza olmuş Eşme Kazası
Koyun gütmeden gelir Meclis idare azası!"
 
Şair Eşref sivri dili yüzünden sürekli sürülmektedir. Eşme'de kaymakamlık yapan şair kimseyle konuşup yarenlik edememekten dolayı sıkılır. Bir gün idare meclisi üyelerinden birine rastlayıp nereden geldiğini sorunca “Koyun gütmeden geliyorum” karşılığını alınca bu dörtlüğü yazmıştır

Necip Fazıl Kısakürek Aşk Şiirleri

Dayan Kalbim

Seni dağladılar, değil mi kalbim,
Her yanın, içi su dolu kabarcık.
Bulunmaz bu halden anlar bir ilim;
Akıl yırtık çuval, sökük dağarcık.

Sensin gökten gelen oklara hedef;
Oyası ateşle işlenen gergef.
Çekme üç beş günlük dünyaya esef!
Dayan kalbim üç beş nefes kadarcık!



Saçların

Saçların omuzlarından aksın
Mermer üzerinden geçen su gibi
İçinde ezgin bir his duyacaksın
Yaz vaktinin gündüz uykusu gibi

Saç tel tel örtüler hep tül tül düşer
Gözünün değdiği yere gül düşer
Sonunda sana da bir gönül düşer
Gönlümün şimdiki duygusu gibi

Dillerde dökülüp sayılır saçın
Sıcak nefeslerle bayılır saçın
Bir tütsüdür kalbe yayılır saçın
Kararan gözlerin buğusu gibi

Necip Fazıl Kısakürek Mercek Şiiri

Mercek

Kesildi mi yoksa ardı, arkası,
Nur diyarından kol kol gelenlerin?
Yetmez mi ampulün nura cakası,
Başları dönmez mi gökdelenlerin?

Hiç kalmadı soran, Ne var insanda?
Ben duvarda ezik bir böcek miyim?
Yoksa, pırıl pırıl, tek damla kanda,
Kâinatı süzen bir mercek miyim?

(1978)
Necip Fazıl Kısakürek

 


Cemal Süreyya Kadınlar Susarak Gider
Kadınlar Susarak Gider Şiir Sözleri





Çok uzun emekler verir ilişkisini yürütmek için. Birinin kadını olmayı yüreği, beyni, ruhu o kadar zor kabul etmiştir ki, başka bir adama ait olmayı istemez. Erkek gibi, çorbanın tuzu eksik diye kavga çıkarmaz mesela, tam tersi, konuşmamız lazım der. Erkekler de en çok bu cümleye sinir olurlar. Ertelenir o konuşmalar, maç bitimine, yemek sonrasına ve daha birçok lüzumsuz şeyin ardına ötelenir.

Kadınlar inatçıdır, hayata tutundukları gibi, aşklarına da sahip çıkarlar. Bu yüzdendir, konuşup derdini anlatma isteği, karşı tarafı ikna edene kadar uğraşırlar. Sonunda pes eder adam, bir ışık görür kadın, tüm derdini paylaşır. Genellikle ne cevap alır? Abuk sabuk konuşma! Gereksiz ve saçma gelmiştir adama anlatılanlar, hiç de üstünde durmamıştır. Yine bir sıkıntı, tatmin edilemeden geçiştirilir ve adam gün gelip bunların kendisine ok gibi döneceğini bilemez.

Bir kadın şikayet ediyorsa, ya da erkeklerin deyimi ile vıdı vıdı ediyorsa; erkek bilmelidir ki, o ilişkiden hala ümidi vardır kadının. Yürütmek, birlikte yaşamak, sorunları çözerek mutlu olmak istiyordur. Daha önemlisi, o adamı hala seviyordur.

Kadın susarak gider!
En önemli detaydır, erkeklerin hiç anlayamadığı durum işte bu kadar basittir. O gün gelene kadar konuşan, kavga eden, tartışan kadın, kendini sessizliğe vermiştir. Ne zaman ümidini o ilişkiden kestiyse, o zaman sevgisi de yara almış demektir. Yüreğindeki bavulları toplamıştır, kafasındaki biletleri almış ve aslında bedeni orada durarak, ilişkiden çıkıp gitmiştir. Kadın, gerçekten gitmişse, çok sessiz olmuştur ayrılışı, kimse hissetmeden, kapıları vurup kırmadan gitmiştir. Her akşam eve geldiğinde, kapının açıldığını gören adam anlamaz ama bir kadın sessizce gider. Ne mutfağında yemek pişiren, ne yan koltukta televizyon izleyen, ne gece ruhunu kenara koyarak yatakta sevişmeye çalışan kadın, artık o kadındır. Bir kadının çığlıklarından, kavgalarından korkmamak gerekir, çünkü kadının gidişi sessiz ve asildir. ( Cemal Süreyya )

ünlü şairlerin baba konulu şiirleri

Ölen babaya şiirler

Sizin Hiç Babanız Öldü Mü?

Sizin hiç babanız öldü mü?
Benim bir kere öldü kör oldum
Yıkadılar aldılar götürdüler
Babamdan ummazdım bunu kör oldum
Siz hiç hamama gittiniz mi?
Ben gittim lambanın biri söndü
Gözümün biri söndü kör oldum
Tepede bir gökyüzü vardı yuvarlak
Şöylemesine maviydi kör oldum
Taşlara gelince hamam taşlarına
Taşlar pırıl pırıldı ayna gibiydi
Taşlarda yüzümün yarısını gördüm
Bir şey gibiydi bir şey gibi kötü
Yüzümden ummazdım bunu kör oldum
Siz hiç sabunluyken ağladınız mı?

Cemal Süreya



Baba şiiri

yalnızlığımdır hep bıçakların kestiği
akşam çayında galetalarla yenen
koyu atlar götürür terkisinde
ne kadar kaçkın varsa evden
uykumdur sokaklarda sürünür
ya da düşer bir kadının elinden

yorgunluğumdur daha cok aşk
gelip gider o şehrin gemilerinden
esmerdir akşamlarda babam
çok esmer güler resimlerden
o kadar yakın bilmediğim
ölüme çok uzak günlerinden


ellerimdir dalgınlığında hep
hep bardaklarda, sular dururken
sürahilerde akşam vakitleri
akşam çayına gelmeyen
bir baba, aydınlıksız odalarda
çok esmer güler resimlerinden

Ali Püsküllüoğlu



Babadan Oğula şiiri

Eve dönmez bir akşam;
Ve gün yüzlü çocuğu,
Sorar: Nerede babam?

Bakarlar, oldu, bitti;
Gelir, derler çocuğa,
Baban attaya gitti

Uzar gider bu atta;
Ve neler neler olmaz
Ve kimbilir ve hatta;

Bir mahşer gerisinde;
Babası döner bir gün,
Oğlunun derisinde

Necip Fazıl Kısakürek


Hayatta ben en çok babamı sevdim

Hayatta ben en çok babamı sevdim
Karaçalılar gibi yardanbitme bir çocuk
Çarpı bacaklarıyla- Ha düştü, ha düşecek
Nasıl koşarsa ardından bir devin,
O çapkın babamı ben öyle sevdim


Bilmezdi ki oturduğumuz semti,
Geldimi de gidici hep, hepp acele işi!
Çağın en güzel gözlü maarif müfettişi,
Atlastan bakardım nereye gitti,
Öyle öyle ezber etti


Sevinçten uçardım hasta oldum mu,
40'ı geçerse ateş, çağ'rırlar İstanbul'a
Bir helallaşmak ister elbet, diğ'mi oğluyla!
Tifoyken başardım bu aşk oy'nunu
Ohh dedim, göğsüne gömdüm burnumu


En son teftişine çıkana değin
Koştururken ardından o uçmaktaki devin
Daha başka tür aşklar; geniş sevdalar için
Açıldı nefesim, fikrim, canevim
Hayatta ben en çok babamı sevdim

Can Yücel


 

Nazım Hikmet Ran Baba Şiiri
Baba Şiiri

Baba

Baba!
her yılbaşında
sana söyleyecek
bir tek
sözüm var :
"Seni ne kadar çok seversem
o kadar
çok olsun ömründen geçen yıllar..."

Baba!
Babam, ağabeyim, kardeşim, arkadaşım!
Ne zulüm, ne ölüm, ne korku
başımı eğemez!
Yalnız senin elini öpmek için
eğilir başım.
Babam, ağabeyim, kardeşim, arkadaşım...

 

istanbul'un fethi ile ilgili kısa şiirler


İSTANBULUN FETHİ

Aştık geçilmez dağlar üstünden
Öyle vakur, öyle heybetli
Vardık ot bitmeyen vadilere
Ayağımız değdi yeşerdi!
Gönlümüzde büyüklüğü Asya’nın
Yıktı köhneliğini orta zamanın
Zamanın karanlığı ortasında

Şimşek örneği parlayan kılıcımız
Nur yağdırdı aydınlık yeni günlere
Eskilik, karanlık düşüverince yere,
Dağlar, denizler misali,
Yol verdi gemilere!
Sustu kulakları tırmalayan çan;
Burca bayrak dikince Ulubatlı Hasan!

İbrahim MİNNETOĞLU


FETİH ZAMANI

Havanın mavisinde, denizin yeşilinde
Bir türkü, Ortaasya’dan beri duymuşuz.
Anamızın sütünden bayraklara kadar
Yüce fetihle büyümüşüz.

Yakmış gecemizi yıldızlar
Burçlardan yana uyanmışız.
Bir yazı gibi tepeler alnında
Yazılmışız, silinmişiz.

Nur ile kuvvet ile aşk ile
Kaderin büyüsünü bozmuşuz.
Görmüşüz suretini güzelliğin
Koca feleklere görünmüşüz.

Cihanın yarısı gök;
Önünde şehit şehit durmuşuz,
Cihanın yarısı İstanbul
Almışız.

Fazıl Hüsnü DAĞLARCA


İSTANBUL'UN FETHİ HAFTASINDA

Yirmi Dokuz Mayısta çağ açtı, taştı ünü
Bir On Dokuz Mayıs da TÜRK'ün Kurtuluş Günü

Tarihte çağ açılır FATİH 'in edasıyla,
Laik Devlet kurulur ATATÜRK dehasıyla.

Mayıs ayı TANRI'nın Türk'e lütuf ayıdır
Bu lütufla barışın o NOBEL adayıdır.

ATA'nın vasiyeti Dünyada - Yurtta barış,
Ne alır,ne veririz Ülkemizden bir karış!

FATİH armağan etti Dünyaya İSTANBUL'u,
ATA'dan' KUTSAL ÖDÜL'TRAKYA-ANADOLU...

ALPER KÜRÜk



BİZANS GÖRÜNDÜ KARŞIDAN

Geldik surların önüne,
İçimizde garip bir sevinç
Tamamlamışız vuslatın tadını
Böyle hiç.

Yeditepe kardeş kardeş gülümser,
Boğaz’ın mavi rüzgârları,
Bir esinti sarhoşluğu içinde
İstanbul sizin der.

Elbet bizim olacak İstanbul,
İnanmışız,
Denizlerden, dağlardan, ovalardan gelen
Bu nurlu bahar içinde yıkanmışız.

Temiz ellerimizde açacak,
İstanbul çiçek çiçek.
Şimdi surlar önünde dalgalanan bayrak,
Yarın Bizans göklerine yükselecek.

Arif Hikmet PAR


İstanbulun fethi

Şahlanan kır atını, denize sürdü Mehmet,
Leventler haykırdılar, bize ölmeyi emret.

Filikalar karıştı, mancılığın sesine,
Tarihler destan yazdı savaşın böylesine.

Donanmalar zorlarken Haliç’teki zinciri,
Kükreyen sele döndü gemilerin her biri.

Semalardan düşerken iri yağmur damlası,
Maltepe’den başladı Osmanlı’nın hamlesi.

Allah Allah sesleri yıldızlara ulaştı,
Al şafağın rengine, şehit kanı bulaştı.

“Şahî” gökten döğerken İstanbul surlarını,
Gedikler ele verdi Bizans’ın sırlarını.

Bir Şubat sabahında akan sular duruldu,
Marmara’dan kaleye köprülü yol kuruldu.

Fatih Mehmet yüzdürdü gemileri karadan,
İstanbul’un fethini nasip etti Yaradan.

Burç’a sancağı diken Ulubatlı Hasan’dı,
Sancağın gölgesinde otuz Meş’ale yandı.....

Baba Şiirleri
Oy Baba Şiiri



Oy Baba

Gezerim yalın ayak
Oy baba fakir baba
Yoksulluk biz ne yapak
Vay baba garip baba

Çorap, lastik parası yok
Oy baba işsiz baba
Metelikle arası yok
Ağzında dişsiz baba

Köyünün en fukarası
Oy baba yoksul baba
Ne bağı var ne tarlası
Vay baba yurtsuz baba

Bağırsan kimse duymaz
Oy baba sessiz baba
Dert derde derman olmaz
Mekânsız yersiz baba

Kara kara düşünmekle
Yılların geçti baba
Ecel dediğin sonunda
Seni de seçti baba

Murat Demir


Baba.. oy Baba

Baba seni düşde gördüm.
Yaz-baharın kışda gördüm.
Bir el verdim, tutamadın,
Yüreğini yasda gördüm..

Oy baba...oy baba...
Gölgen düşmüş göğe baba.
Erenler safında durmuş,
Gök serilmiş yere baba...

Baba seni darda gördüm.
Yolunu çıkmazda gördüm.
Bir ses verdim duyamadın,
Kirpiklerin yaşda gördüm..

Oy baba...oy baba...
O nasıl tebessüm baba.
Türküler selama durmuş,
Sazın öksüz kalmış baba...

(A.Ekber ÇİÇEK)




Baba

Sevgisiz çıkarsan hayat yoluna
Dünyada tek başına kalırsın baba
Unutma ki bizler hep biriz
Birlikten güç doğarmış baba

Karanlık yüreğinin efendisi olmuş
Bizi karanlığa neden sokarsın baba
Yüreğin korkuyla beslenir olmuş
Bizi neden korkutursun baba

Neden bu şiddet bu celal
Biz sana ne yaptık ki baba
Her zaman kanımız sana helal
Bizi neden yaraladın ki baba

Bunca yıl umutla bekledik
Umutlarımız acıyla söndü baba
Ufacık gülüşüne bile sevinirdik
Artık bize gülmez oldun baba

Baba şefkati nedir bilmez misin
Bunu neden bize çok görürsün baba
Dayanışma nedir bilmez misin
Neden hiç yanımızda değilsin baba

Baba olmaya hiç çalışmadın
Aldırış bile etmedin baba
Sende alıp başını gidersen bir gün
Kin nefret ayırmasın bizi baba

Oy Babo

Elim kolum kelepçeli
Oy babo oy oy...
Koltuk yumuşak ağa deli
Vay babo vay vay...

İnsan ol bilime eğil
İnsan gibi herşeyi bil
Rezil olan şehir değil
Köy babo köy köy...

Cehalet aklım uçurdu
Beni yerlere geçirdi
Muhtar anamı kaçırdı
Duy babo duy duy...

Bu yol böyle gide gide
Yerimiz yoktur dünyada
Kimi hoca kimi dede
Say babo say say...

Yıkılacak yanlış giden
Bu işin nedeni neden
İnsanlığı insan eden
Huy babo huy huy...

Gel Mahzuni çağlayalım
Yönü dosta bağlayalım
Dövdün bari ağlayayım
Oy babo oy oy...

Mahsuni Şerif

 

Müze Şiirleri
Müze İle İlgili Şiirler
Müze Haftası İle İlgili Şiirler


Hazinedir Müzeler

Bir hazinedir müze,
Bilgiler verir bize.
Tarihi aydınlatır,
Gerçekleri anlatır.

Nice antik eserler,
Heykeller ve resimler.
Hepsi müzede yatar,
Geçmişe ışık tutar.

Çok şehirde müze var,
Tarihi eser arar.
Bulununca eserler
Onları incelerler

Kayıtları tutulur
Müzelere koyulur.
Tarihi belirtilir,
Orda teşhis edilir.

Ülkeler tarihiyle,
Eski eserleriyle.
Kazanır değer, kıymet,
İşte bu medeniyet..

Kasım KAPLAN


Müze
Tarih, sanat, kültürün,hazinesidir müze.
En gerçek bilgileri,o verir hepimize.

Onunla aydınlanır,en eski uygarlıklar.
Orada sergilenir,çok değerli varlıklar.

Müzeleri gezmeyi,hiç ihmal etmeyelim.
Bilgimize yepyeni, bilgiler ekleyelim.

Antik eser bulursak, verelim müzelere.
Tarihi hazinemiz, ün salsın ülkelere.

Tarihi eserleri,özenle koruyalım.
Turisti çektiğini, her an hatırlayalım.

Her turist, yurdumuzun,döviz, reklam kaynağı.
Onu hoşnut tutalım,gezsin denizi, dağı.

Böylece, hem tanınır,hem de gelir sağlarız;
Dünyayı ülkemize,sevgilerle bağlarız.

Naim YALNIZ


Müzeci
Her ulusun tarihi
Müzelerinde yatar
Çok yaşasın o güzelim
Müzeleri oluşturanlar.

Oralarda sergilenenlere
Sadece bakmak değil erek
Baktıklarımızı görebilmemiz gerek.

Müzelerdir geçmişimizi sergileyen
Unutmayalım
Geçmişi olmayanın
Geleceği de olamaz.
Bizim geçmişimiz de
Geleceğimiz de var
Geleceğimiz gençlerimizin
Ellerinde büyüyor.

Fevzi Günenç

 

Kısa yaz mevsimi şiirleri

yaz mevsimi ile ilgili şiirler

YAZ ŞİİRLERİ


Yaz Geldi şiiri



İlk bahar uğurlanıyor,
Çiçekler meyve veriyor,
Güneş hep aydınlatıyor,
Uyanın artık yaz geldi.

Ağaçlar hep yeşeriyor,
Yaz güneşi ısıtıyor,
Serin sular hep akıyor,
Uyanın artık yaz geldi.

Merve Hamurcu



Mevsim yaz şiiri

Şimdi mevsim yaz,
Zamanıdır doyasıya gezmenin biraz.
Elinde bavulun doğru güneye,
Zamanın yoksa o zaman Şileye.

Şimdi mevsim yaz,
Tutulmuştur şimdi köşe başları.
Başlamıştır artık yaz kaçamakları,
Ne yürekler yakacak tatil aşkları.

Şimdi mevsim yaz,
Serin sular şifa verecek yanmışlara.
Bir sene çalışıp da yorulmuşlara,
İş güç arasında kaybolmuşlara.

Şimdi mevsim yaz,
Baharı yaşayanlara mevsim yaz.
Benim gibi sonbaharda olanlara kış ayaz,
Galiba bahar mevsimini kaçırdık biraz.

Şimdi mevsim yaz,
Sen yaz be kardeşim yaz.
Neyine gerek senin şimdi bu yaz,
Sen otur dertlerini yaz kaderini yaz.



Yaz Güneşim

Ayak sürüyerek ağır aksak
Geç saatlere kadar uğurlayarak
Usul usul batarsın
Her sabah en erken sen doğarsın
Düpedüz yakarsın, biricik eşimsin…
Balçıkla sıvanamazsın, yaz güneşimsin…



Yaz şiiri

Gelin bu yaz günü
Eğlenelim birlikte
Şu açan çiçeklerle
Dans edelim bu gece

Akan şu güzel zamanda
Birlikte eğlenelim
Denize girelim yüzelim
Bu mutlu yaz gününde

Cansu Salcı





Yaz meyveleri

Yeni bir yaz tatili
Çeşitli meyvelerle tatilimiz süslendi
Erik,çilek,karpuz,kavun,şeftali
Yiyeceğiz bütün yaz meyvelerini



Yaz Aşkı şiir

Havaların ısınmasıyla başlardık
Damda yatmaya

O zaman başlardı büyükler
Aşk hikâyeleri anlatmaya

Gökyüzündeki parlak yıldızlar
Ortalığı güneş gibi aydınlatan ay
Esen ılık rüzgâr
Kurumaya yüz tutmuş menekşe kokusu
İçilen demli çay
Sarılan sigaraydı
Sohbeti güzelleştiren
Ama asıl
‘ismi bende saklı’
Yan damdaki komşu kızının
Bakışlarıydı içimi yakan
Hayatı bana sevdiren

Aziz Kaan





Yaz ile ilgili şiir

Yazın bittiğini nerden mi biliyorum
Susuverdi ağustosböcekleri
Kemençelerini, şarkılarını
Vurup sırtlarına çekip gittiler

Nereden mi biliyorum yazın bittiğini
Arıkuşları daha bir kilim renginde
Taşa, toprağa
Daha bir yakın uçuyorlar

Yazın bittiğini nerden mi biliyorum
Bir beyaza çalışıyorum ben
Gurbete ve ölüme gidiyorum akşamüzeri
Bir giz ile bütünleşiyorum
Oturup yazacağım bunları bir güz

Havada yeleğimin terli resimleri

Nerden mi biliyorum yazın bittiğini
Şu kızın göğüsleri
Uçmaya hazırlanan yaz sonu havası
Ergenliğini alıp götürüyor rüzgâr

Sızıyor edası turuncu yollardan
Yazın bittiğini kimse bilmiyor

Musa Öz




Yaz Kırıkları

Ağlamazdım…
İstanbul hüzünleri olmasaydı
Oysa
Uzak Hatıralar kendinde saklı
Bir ömür eskitilmiş…
Ve çoktan gitti zaman
Bir Mevsim geride
Bana kalan Yaz Kırıkları…
İstanbul kadar büyük
İnsanları kadar yetişmemiş
Eskilerde kalmış
Yeni hayallerim…
Ve çoktan uçtu martılar
Bir Mevsim Geride
Bana kalan Yaz Kırıkları…
Gün Geldi
Hep bir karanlık olmadı günler
Hala mavilerdeyim, lakin sular dalgın;
Gözlerimde yalnız bakışlar
Yürek Yorgun…
Bir Hayat Geride
Bana kalan YAZ KIRIKLARI

ERGİN BOROBEY





Yazın Bittiği

Yazın bittiği her yerde söylenir.
Böyle kırmızı kalkan görülmemiştir
Ölüleri örten yapraklardan başka.
Çünkü sahiden yaz bitmiştir,
Göle bakmaktan usanır insan,
Koru tutmaktan, yol gözlemekten;
Çadırlar toplanır, yaralar sarılır;
Durgun bir yolculuk, uzun bir şapka
Artık yaprakları beklemektedir.

Aşk mıdır kış gelince başlayan
Beyaz kılıçla yürüyen aşka…
Bırakmaz olur kuşlarını ülkeler,
Yazın her yerde bittiği söylenir;
Yorgunluklar çoğalır silahlardan sonra;
Kardan mezarları görülür ıssızlığın
Ölü öpüşlerin koyuluğuyla…
Aşk kalmıştır otlarda yılı götüren,
Cesur savaşçıları taşıyan kışa.

Her yerde yazın bittiği söylenir,
Çürür çiçeklere yapışan kanlar;
Belki uzaktan iki atlı yaklaşır,
Belki yakından iki yaprak kalkar;
Akşamın örtüsü derelerde yıkanır,
Gökyüzünü görünce gecenin devi
Çıkarıp şapkasından yıldızlar saçar,
Cüceler bunu bilir, gürgenler bilir,
Aşkın uyumadığı her yerde söylenir.

Ülkü Tamer

 

Resimli Anneler günü şiirleri



Annem

Besledin, büyüttün, kol-kanat gerdin
Ömründen kıymetli zamanlar verdin
Her zaman ben oldum en büyük derdin
Üstümde emeğin büyüktür annem ...

Uykuyu terk ettin , ben uyanınca
Başımda bekledin , hastalanınca
Göz yaşı akıttın , canım yanınca
Üstümde emeğin büyüktür annem...

Cennet ayağına, Hakk'tan serilmiş
Böyle güzel rütbe , sana verilmiş
Anaya isyânkâr evlad yerilmiş
Üstümde emeğin büyüktür annem ...

M. Engin Karatay



Sakla Beni Anne

Sen ninni söylerken anne
Ak güvercinler evimize
Gelinböcekleri konuyor
Saçımın tellerine

Sen masal söylerken anne
Mor menekşeler açıyor sesinde
Yüzünden kalkan kelebekler
Yavaşça konuyor kirpiklerime




Sen ninni söylerken anne
Başucumda mı uykum
Yastığımın altında mı
Söyle girsinler gözlerime

Söyle şu kedilere anne
Miyavlamasınlar eğri büğrü
Oyuncağımı korkutmasınlar
Girmesinler düşüne

Yumuyor gözlerimi gizli bir el
Yüzünü göremiyorum anne
Sar beni sakla beni
Sıcak sevgiler içine

Tavan nere gitti anne
Nere gitti evimizin duvarları
Daya ellerini anneciğim
Kediler düşmesin üstüme

Ali YÜCE




ANNELER GÜNÜ İÇİN

Sözüm gabiye değil,lâftan anlayanadır
Kadın doğurmasa da o her zaman anadır.

Erkeğin kazandığı,mal,mülk,onca paradır
Süs,kozmetik sanayi hep kadından yanadır.

Havva ana Adem'in kemiğinden halkoldu
Oysa bütün insanlık Havva ile var oldu.

Hayat erkekte başlar,kadın ile var olur
Tek kadın doğurunca,tüm kadın ana olur.

Kaynana dedikleri anasıdır erkeğin
Sürtüşme sürecektir dünya sonuna değin.

Gelini olan kadın bence cici anadır
Herşeye karışırsa o kadın kaynanadır.

Yoksul köylü kadını tarlada atar çapa
Varsıl sosyetedeki etrafa satar caka.

Yavrusunun başını uyurken kaşıyan o
Vatan için mermiyi sırtında taşıyan o.

Süslüsü,süssüzü de hem kadın,hem anadır
Helâl süt emmiş ya da sütsüzü şansınadır.

Kadın için yatırım gümüşe,altınadır
CENNET bile ANANIN AYAĞI ALTINADIR.


Alper Kürük






Annenin Değeri

Onlardır en değerliden değerli olan,
Onlardır şefkati en büyük olan,
Onlardır bize katlanan,bize el uzatan,
Onlardır ki elleri öpülmeye değer olanlar.

Bizleri hiçbirşeyden endişelenmeden yetiştirdi onlar,
Yemeyip yedirdiler ve giymeyip giydirdiler,
Belki de hayallerini, en büyük şeylerini bıraktılar geride.
Ama şu an hala hiç düşünmeden kol açıyorlar bizlere.

Iraz ÇINAR



Bedirhan Gökçe - Sol Yanım Acıyor Anne Şiiri



Merhaba anne,
Yine ben geldim.
Merak etme okuldan çıktımda geldim.
Annelerde babalar gibi merak eder mi bilmiyorum ama
Ali "Okula gitmezsem annem çok kızar, merak eder" demişti de
Onun için söylüyorum.
Geçen hafta öğretmen,
Sağ elimde sarımsak, sol elimde soğan dedirte dedirte
Öğretti sağımı solumu.
Ben biliyorum artık anne sağım neresi, solum neresi
Ağrıyan yanımın neresi olduğunu
Şimdi iyi biliyorum anne.
Hani geçen geldiğimde
Şuram acıyor işte şuram demiştim de
Bir türlü söyleyememiştim ya acıyan yanımı anne
Bak şimdi söylüyorum
Şuram işte,
Sol yanım çok acıyor anne.
Hem de her gün acıyor anne her gün.
Dün sabah annesi Ayşe'nin saçlarını örmüştü.
Elinden tutup okula getirdi.
Yakası da danteldi.
Zil çalınca öptü, hadi yavrum sınıfa dedi.
Bende ağladım,
Ağladım hiç de utanmadım.
Öğretmen ne oldu dedi.
Düştüm dizim çok acıyor dedim.
Yalan söyledim anne.
Dizim acımıyordu ama sol yanım çok acıyordu anne.
Bugün bende saçım örülsün istedim.
Babam ördü ama onunki gibi olmadı.
Dantel yaka istedim.
Babam "Ben bilmem ki kızım" dedi.
Bari okula sen götür dedim.
"kızım, iş" dedi.
Bende banane dedim, ağladım.
"kızım, ekmek" dedi babam.
Sustum ama okula giderken yine ağladım anne.
Ha bide sol yanım yine çok acıdı anne.
Herkesin çorapları bembeyaz, benimkiler gri gibi.
Zeynep "annem beyazlara renkli çamaşır katmadan yıkıyormuş" dedi.
Babam hepsini birlikte yıkıyor.
Babam çamaşır yıkamasını bilmiyor mu anne?
Uff babam, her gün domates peynir koyuyor beslenmeme.
Üzülmesin diye söylemiyorum ama
Arkadaşlarım her gün kurabiye, börek, pasta getiriyor.
Biliyorum babam pasta yapmasını bilmez anne.
Hava kararıyor, ben gideyim anne.
Babam bilmiyor kaçıp kaçıp sana geldiğimi.
Duyarsa kızmaz ama çok üzülür biliyorum.
Kim bozuyor toprağını,
Çiçeklerini kim koparıyor.
İzin verme anne ne olur toprağına el sürdürme.
Eve gidince aklıma geliyor bide bunun için ağlıyorum anne.
Bak kavanoz yanımda, toprağından bir avuç daha alayım.
Biliyor musun anne her gelişimde aldığım topraklarını
Şu kavanozda biriktirdim.
Üzerine de resmini yapıştırıp başucuma koydum.
Her sabah onu öpüyor kokluyorum.
Kimseye söyleme ama anne
Bazen de konuşuyorum onunla.
Ne yapayım seni çok özlüyorum anne.
Ha unutmadan,
Öğretmen yarın anneyi anlatan bir yazı yazacaksınız dedi.
Ben babama yazdıracağım.
Öğretmen anlarsa çok kızar ama banane kızarsa kızsın.
Ben seni hiç görmedim ki neyi, nasıl anlatacağım anne.
Senin adın geçince sol yanım acıyor anne.
Hiç bir şey yutamıyorum.
Bazen de dayanamayıp ağlıyorum.
Kağıda da böyle yazamam ya anne.
Ben gidiyorum anne,
Toprağını öpeyim, sende rüyama gel beni öp.
Mutlaka gel anne,
Sen rüyama gelmeyince sol yanımın acısıyla uyanıyorum anne.
Sol yanım acıyor anne.
İşte tam şurası,
Sol yanım çok acıyor anne.
Seni çok özledim,
Anne çook...

Sol Yanım Acıyor Anne -Bedirhan Gökçe

İbrahim Sadri - Anne Şiiri


Kan ter içinde gece
Kan ter içinde her yanım
Her yanım bu gece vurgun içinde
Kurşun yemişim, sürgün yemişim
Bu sana ilk gelişim
Vur emriyle düşmüşüm kapına
Düşmüşüm kucağına, bu yara sıcak ana

Yok elimde bir demet menekşe
Yok elimde sevdiğin gül şekeri
Yok işte sana bir şey
Bilmem ki ne demeli
Bir tek ağır yaralı özlemim
Ve birtek gözlerine sürdüğün gözlerim
Anne benim, aç kapıyı
Oğulcuğun, küçük tavşanın, körolmayasıcağın
Ölmeyesin, bitmeyesin
Yürekyarısı gitmeyesin dediğin
Anne benim, aç kapıyı
İşte geldim, işte bu sana ilk gelişim

Hep senin için gökyüzünde bir evimiz olsun isterdim
Hep senin için bulutları isterdim
Ellerimi açtırıp dua ettirirken
O küçük evimizde sokulurken göğsüne her gece
Hani her gece sorduğumda
Anne babam nerde
Nerde kuşların dilinden anlayan adam
Ve menekşelerle konuşan adam
Nerde anne
Ve sen bastırıp bağrının kızılca kıyametine acını
Gelecek oğul, sen uyu şimdi
Baban gelecek bir yağmur gibi yağmurla
Rahmete boğacak yoksulluğumuzu derken
Ben uyur, düşümde
Senin için bir ev görürdüm gökyüzünde
Sen, babam, ben ve melekler
Ve melekler anne
Anne melekler
Önce babam sonra onlar terkettiler gecelerimizi
Ben de çekip gittiğimde
Yani oğulcuğun yani yürek yarın
İçinden geçen şarkın gittiğinde
Sen nasıl yaşadın anne

Kan ter içinde gece
Kan ter içinde her yanım
Her yanım bu gece vurgun içinde
Kurşun yemişim, sürgün yemişim
Bu sana ilk gelişim
Vur emriyle düşmüşüm kapına
Düşmüşüm kucağına, bu yara sıcak ana

Vakit yok artık
İstersen kalayım böylece
Ama bir kere öpseydim elinden
Ama bir kere sürseydim gözlerimi gözlerine yeniden
Yok elimde bir demet menekşe
Yok elimde sevdiğin gül şekeri
Yok işte sana bir şey
Bilmem ki ne demeli
Bir tek ağır yaralı özlemim
Ve birtek gözlerine sürdüğün gözlerim
Anne benim, aç kapıyı
Oğulcuğun, küçük tavşanın, körolmayasıcağın
Ölmeyesin, bitmeyesin
Yürekyarısı gitmeyesin dediğin
Anne benim, aç kapıyı
İşte geldim, işte bu sana son gelişim

Üzülme, kapanıyor diye gözlerim
İşte gidiyorum vakit doldu
İşte kapanıyor gözlerim kapının önünde
Öğrettiğin gibi ellerimi kaldırıp gökyüzüne
Ve eğip başımı önüme dua ediyorum
Üzülme anne, vakit doldu
İşte şimdi bir oğlun oldu
Bir oğlun oldu anne

Kan ter içinde gece
Kan ter içinde heryanım

Anneler günü şiirleri resimli



 



Sen hayatımın kutup yıldızı oldun.
Nereye gidersem gideyim
ışığının altında sevginle uyudum.
Doğru yolu buldum.
Seni seviyorum anne.





Bir günümde değil her günümdesin.
Her gün her sanıye benimlesin.
Herzaman bana destek oldun.
Sen benim ıçın çok özelsın.
Anneler günün kutlu olsun…



Benım ıçın herşeye katlanan,
her zaman yanımda olan,
değeri biçilemeyen
dünyanın en güzel annesıne .
Anneler günün kutlu olsun.


Anneciğim seni ben
çiçeklerden yemişten ve
klasık dörtlüklerde anlatıldığından
daha çok fazla severim,
seni çoook severim.

Aşık Veysel Şatıroğlu - Anam'a Şiiri

Dokuz ay koynunda gezdirdi beni
Ne cefalar çekti ne etti Anam
Acı tatlı zahmetime katlandı
Uçurdu yuvadan yürüttü Anam

Anaların hakkı kolay ödenmez
Analara ne yakışmaz ne denmez
Kan uykudan gece kalkar gücenmez
Emzirdi salladı uyuttu Anam

Doğurdu beni Sivas ilinde
Sivralan Köyünde tarla yolunda
Azığı sırtında orak elinde
Taşlı tarlalarda avuttu Anam

Ben yürürdüm Anam bakar gülerdi
Huysuzluk edersem kalkar döverdi
Hemen kucaklayıp okşar severdi
Çirkin huylarımı soyuttu Anam

Çocuğudum Anam bana ders verdi
Okumamı çalışmamı ön gördü
Milletine bağlı ol da dur derdi
Vatan sevgisini giyitti Anam

Tükenmez borcum var Anama benim
Onun varlığından oldu bedenim
Kimi köylü kızı kimisi hanım
Ta ezel tarihte kayıtlı Anam

Veysel der kopar mı Analar bağı
Analar doğurmuş ağayı beyi
İşte budur sözlerimin gerçeği
Okuttu oğretti büyüttü Anam




M. Engin Karatay - Annem şiiri

Besledin, büyüttün, kol-kanat gerdin
Ömründen kıymetli zamanlar verdin
Her zaman ben oldum en büyük derdin
Üstümde emeğin büyüktür annem ...

Uykuyu terk ettin , ben uyanınca
Başımda bekledin , hastalanınca
Göz yaşı akıttın , canım yanınca
Üstümde emeğin büyüktür annem...

Cennet ayağına, Hakk'tan serilmiş
Böyle güzel rütbe , sana verilmiş
Anaya isyânkâr evlad yerilmiş
Üstümde emeğin büyüktür annem



  Yorumlar

 
Rastgele Konular
Son Eklenenler
SÜTTE KANSER TEHLİKESİ

Malatya'ya ait veya Malatya'ya mal edilmiş bazı fıkralar:

kadın huyları...

Rafet El Roman

İŞKEMBE DOLMASI

http://www.chatadana.com

2012 YILININ HAFIZALARDA İZ BIRAKAN KARELER

En ilginç fotoğraflar Chatadana.Com

Hosteslerin pozları! /Adana Chat, Adana Sohbet, Adana Chat Odaları

Elisabetta Canali resimleri -Chat odası sohbet odaları

 

 
WebMaster : Ahmet Kadir Yalçın

Hosting : Şeker Shell Internet Hizmetleri

Copyright 2010 Her Hakkı Saklıdır. chatadana.com